SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR SPOR
 
 
 
 
image
Nalan Turgutlu BİLGİN

Tarih : 15.8.2018  E-Mail : nalanturgutlu@gmail.com


AH, KİMSELERİN VAKTİ YOK…

Günlük hayat dediğin onlarca koşuşturmayı beraberinde getiriyor şüphesiz. Zamanı saatlere, dakikalara, saniye hatta saliselere bölmemizin ana sebebi sanki bir yerlere yetişmek ve bir şeyleri yetiştirmek. Bütün bunların sonucunda hız çok önemli bir hale geliyor, hız deyince de doğrudan rekabetçi bir durum oluşuyor.

Özellikle hizmet sektörünü ele alırsak sürekli bir telaş ve hengâme.

7/24 hazır ol da bekleyen ve cevapladığı çağrıların neredeyse tamamı sıkıntı ve problemden oluşan çağrı merkezleri mesela; ya da bir tuş kadar yakınımızda olan bankalar, sigortalar, 24 saat içerisinde hızlı kargoyla her türlü ürünü dilediğimiz saatte satın alabileceğimiz alışveriş siteleri. Ama zaten sadece haftada 7 gün ve saat 22.00ye kadar açık ya Alışveriş Merkezleri. Tamirciler, kuaförler, temizlikçiler ve niceleri günde kaç kez “Daha erken olmaz mı? Benim işim çok acil, hiç zamanım yok, halledersin sen, yetiştirirsin” gibi cümleleri duyuyordur?

Gastronomi sektöründe bile sipariş sonrası servis hızı aşırı önemli değil mi? Arı gibi vızır vızır uçuşan garsonlar…

Maalesef sağlık sektöründe bile günde kaç hasta baktın kotasıyla birbirleriyle yarıştırılmıyor mu hekimler?

Gündelik hayatımızda sürekli bize verilen mesajlar: 3 günde 10 kilo verin, 1 ayda İngilizce öğrenin, 4 günde İtalya turu, 24 ayda anahtar teslim konutlar, vs. di mi?

Anlayacağınız öyle bir sarmal ki: “Ah, kimselerin vakti yok; Durup ince şeyleri anlamaya…” derken maalesef haklı cağnım Gültenim Akınım.

Bütün bu hız ve hengâmeye meydan okumak tabii ki kolay değil… Ama inatla kendimiz ve sevdiklerimiz için çokça kısıtsız zamanlar yaratmak dışında bir çıkış yok gibi.

Aheste aheste yapılan kahvaltılar (mümkünse Rimada tabii ki), cep telefonsuz, fotoğrafsız odaklanarak yapılan sohbetler, bir dostla içilen koyu kavrulmuş Zapatista kahvesi ya da Profesörün limonatası (mümkünse Kültürhane’de tabii ki), iyi bir albümü sadece arabada bir yerlere giderken değil keyfini çıkara çıkara geniş zamanlarda dinlemek, sürükleyici bir romanı sindire sindire okumak, sahilde uzanıp rüzgarın ağaç yapraklarıyla buluşmasının hışırtısını izlemek, sevgiliyle varılan şarabın tadı ve o sakinliğin keyfi, huzuru…kısacası demem o ki: kesinlikle bir olurunu bulup hayatı yavaşlatmalı…

Kültürhane ekip olarak bu bir yıldaki yoğunluğumuzun bilindik yorgunluklardan farklı bir yerde durması sanırım tam da bu sebeple: severek, sevilerek, ağlayarak, gülerek, koşturarak, dinlenerek ama en çok da dostlarla buluşarak ve bütün o etkinlikleri birlikte örerek dinleye dinleye yoğrulduk ama bittabi biyonik olmadığımız için (henüz) biz de bir hayli yorulduk. Bu sebeple biraz olsun soluklanmak, nefeslenip küllerimizden yeniden doğmak için daha önce sosyal medyadan bildirdiğimiz gibi:

 Tam da bir yılımızı doldurduğumuz günlere denk gelen bayramı fırsat bilip biraz dinlenelim istedik. O yüzden 18-26 Ağustos arası bize müsaade edin dükkânımızı açmayalım.

Hem Can Baba da öyle önermiyor mu?

"Nefeslerle sürüp giden yaşamamız

Bir su kenarına gelir durur;

Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;

Yürünmez öyle hep, bazen susulur."

Bayramınız Barış olsun efenim.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2018 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA