SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR SPOR
 
 
 
 
image
Metin ALTIOK

Tarih : 21.11.2018  E-Mail : metinaltiok2001@yahoo.com


GERÇEKLİK VE HAKİKAT

Geçen haftalarda bu köşede ‘ben’ ve ‘öteki’ üzerinden kaleme aldığı “Nu-dem” ile kültürhanemizden umut aşılamaya devam eden sevgili Birgül’ün yazısına devam niteliğinde gerçeklik” ve “hakikat” kavramlarını yazmak istedim.
‘Ben’ ve ‘öteki’ aslında “gerçeklik” ile “hakikat” gibidir, çünkü insanoğlu umut aşılandıkça kaygılanımları artmaya ve zihninde gerçeklik ve hakikat olan şeyler birbirinin içine geçen anlamlar taşımaya başlar. Bu yüzden “gerçeklik” ve “hakikat” kavramları arasında felsefi ve dilbilimsel ayrımlar bulunmasına rağmen bu kavramların eş anlamlı gibi ele alınıp birbirinin yerine kullanılması semantik açıdan tartışmalı bir durum yaratır. Orhan Hançerlioğlu, “gerçeklik” kavramını dünyada var olan bilinçten bağımsız, somut ve nesnel olarak var olan şeyler, “hakikat” kavramını ise bu nesnel gerçekliğin bilinçteki yansısı şeklinde ele alır. Buna göre elinizde tuttuğunuz kalem gerçek, onun zihninizdeki yansıması hakikattir.
Duyular düzeyinde gerçeklikten (reality) söz ederken, akıl düzeyinde hakikatten (truth) söz edebiliriz. Nitekim gerçeklik çokluk halini vurgularken, hakikat tekliği anlatır. Gerçeklik belirli bir varoluşu ortaya koyan, hakikat ise birçok gerçekliği birbirine bağlayan onları birlik ve bütünlük içinde anlamlandıran ve anlamaya yarayan yasalar dizgesidir. Gerçeklik nesnellik iken, hakikat gerçeğin kendisi değil, yansıması ve düşünceyle nesnesi arasındaki uygunluğu gerektirdiği için nesnel gerçekliğin belli ilişkilerine uygunluğu, eş deyişle mantıksal uygunluğunu da dile getirir.
Bahçede gördüğümüz bir ağaç, nesnel gerçekliktir; bu ağaç bilincimize yansır, bahçedeki ağaç bilincimize doğru yansıdığı ölçüde hakikattir. Ne var ki bu yansıma bire bir olmaz, yaklaşık olur, bundan ötürü de “göreli”dir. Nitekim ağacı zihnimizde keyfimize göre biçimlendiremeyiz. Onu birebir aslına uygun olmasa da az çok doğadaki biçimiyle bilincimize yansıtmaya çalışırız. Demek ki öznel olan hakikatimizde nesnel olan bir yan var ve hakikat gerçekte nesnel olan bir şeyden yansıdığı ölçüde öznellik kazanır.
Hakikat öze ait değişmez gerçekliktir. Gerçeklik ise görünüme aittir. Gerçeklik elle tutulur, gözle görülür, test edilebilir, ampirik olarak sınanabilir, doğrulanabilir veya yanlışlanabilir olana işaret ederken hakikat dünyayı algılayış ve dünyaya bakıştır. Bu yüzden de hakikat sınanmayan, test edilemeyen ve hatta yanlışlanamayan her şeyi kapsar. Örneğin uzaktan bir ağaca baktığımızda onu ilk başta uzun bir çubuk gibi görürüz, yaklaştıkça dalları, meyveleri ortaya çıkar, daha derin bilgiye ulaşmak için ağacı keser içine bakar, nasıl kök saldığını anlamaya çalışırız. İşte bilgi sürecinde de salt hakikate bu göreli hakikatlerle adım adım yaklaşırız. Tüm bu çıkarsamaların ışığında diyebiliriz ki, belki de insanı insana bağlayan bu salt hakikate yaklaşma halleridir. Yaklaştıkça “apaçık”laşan, apaçıklaştıkça da yaklaşılan bir ilişkilenme, değme halidir. Sonuçta, ‘ben’ ve ‘öteki’ arasındaki barışın inşaası için bu yaklaşmaya ihtiyacımız var. 

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 


  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA