İNSU TOPRAĞINA SAHİP ÇIKTI!


 

Meyvecilik ve hayvancılıkla geçinen Mersin’in Yenişehir ilçesine bağlı İnsu köyüne 97 dekarlık taşocağı açılması kararına köylüler ve çevrecilerin isyanı sürüyor. Köylüler ve onlara destek veren Mersinliler dün yapılan ÇED toplantısında taş ocağı istemediklerini bir kez daha haykırdılar. ÇED toplantısını yaptırmayarak kirli yatırım talebini şimdilik geri püskürttü.

HEDİYE EROĞLU

 

Mersin merkeze 15-20 kilometre mesafede yer alması nedeniyle aktif yayla turizminin başlıca adresleri arasında yer alan Yenişehir ilçesine bağlı Değirmençay ve İnsu köyleri, taş ocağı tehdidine karşı doğaya sahip çıkma mücadelesi başlattı.

Değirmençay ve İnsu köyü arasında yer alacak taş ocağının Değirmençay Mahallesi’ne yapılmasına rağmen geçiş güzergahı olarak daha çok İnsu’nun kullanılacak olması büyük endişe yaratıyor,

İnsu’ya 900 kilometre mesafede olan taş ocağının yapılmak istendiği alanın 3 kilometre çapında zeytin ağaçları ve ciddi bir yaban hayat mevcutken başta tatlı su olmak üzere çok zengin yer altı kaynakları bulunuyor.

Ayrıca merkeze yakınlığı nedeniyle yayla turizmi çok aktif olan Mersin merkeze 15-20 kilometre mesafedeki Değirmençay ve İnsu köylerinde kış aylarında nüfus 350-400 olurken yaz aylarında bu sayı 2 binlere yaklaşıyor,

 

ÇED TOPLANTISI YAPTIRILMADI

Tüsan Yapı Sana AŞ tarafından yapılmak istenen Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi için köy muhtarlığında yapılamak istenen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) bilgilendirme toplantısı öncesi proje karşıtı yöre sakinleri siyasileri eylem yaparak, taş ocağı istemediklerini bir kez daha haykırdılar.

Köylülere CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile bazı meclis üyeleri de bölgeye giderek destek verdiler. Köylüler ÇED toplantısı öncesi İstiklal Marşı okuyarak tepkilerini gösterdi. 

 

“BU HALKIN KATİLİ OLURSUNUZ”

Burada bir açıklama yapan Başkan Özyiğit, “Sınırları Yenişehir içerisinde olan Kaleköy’de 260 dönümlük bir arazi ile ilgili alakalı yine halka sorulmadan, yukarıdan bir kararla bir yapılaşma söz konusuydu. Biz buna karşı çıktık. Bu tarım alanlarına, kentin nefes alma alanlarına sanayi yapılamaz. Bir sanayi ihtiyacı vra ise bu yerel yönetimlerle en doğru yer seçilebilir. Elbetteki kentin sanayi alanına, yol yapımı için taş ve benzeri hammaddelere ihtiyacı var inkar etmiyoruz ama bunların doğaya uyumlu ve gerekli şekilde yapılması lazım. Oradaki travma daha bitmemişken, halkımızın, vatandaşın tepkisi daha sönmemişken, bir baktık ki 97 hektarlık bir alanda taş ocağı yapılması gündemde. 97 hektar tüm memleketin taş ihtiyacını buradan görmek üzere planlanmış olsa gerek. Buna tabiî ki kentimizde yaşayan tüm Yenişehirliler karşı çıkıyor. Neden karşı çıkıyor; Burası Yenişehir, yaşam ve tarım alanı. Ve bu yapılan da doğaya büyük bir darbe. Yer altı sularından alıp, var olan binaların patlamalardan etkileneceği, deprem etkisi yaratacak durumlar söz konusu. Doğayı,g üzelim zeytin ağaçlarını, yem şeyil ağaçlarımızı, hayvancılık yapılan alanları feda edilmesini de bir kenara bırakalım bu taşın buradan taşınması imkansız çünkü böyle bir yol yok. Bu fizik şartlar yok. Taş ocağına imza atacak olanlar, burada ki insanların katili olur. Burada bundan sonra yaşanacak olan her türlü olumsuz vakada kaybettiğimiz insanın katili olurlar. Bu sorumluluğu bilerek bu işlerin altına girsinler, imza atsınlar. Burası kentin, Yenişehir’in balkonudur. Lütfen bu kötülüğü Mersin’e, Yenişehir’e yapmayı kimse aklından geçirmesin” dedi.

 

“TEMA OLARAK MERSİNLİLER OLARAK ‘DURUN’ DİYORUZ”

Tema Vakfı Mersin İl Temsilcisi Perihan Saydan Pazarbaş da, “Bugün İnsu’da gururla görüyorum ki çok insan toplanmış. Artık insanların sabırları sınanıyor çünkü gün geçmiyor ki Mersin’in kalbine bir hançer saplanmasın. Batıdan Akkuyu Nükleer Santrali ile başladık Davultepe’deki tarım arazileri, Kaleköy, Kuzucubelen ve bugün İnsu, merkezde Polipropilen Fabrikası, Tarsus’ta ki bio enerji santrali gündemde. Oysa Mersin ve köyleri son derece verimli topraklara sahip. İnsanların nefes alabileceği yerler buralar. Şu salgın döneminde de üzülerek gördük ki paranız olsa da artık yiyeceğe ulaşamayabiliyorsunuz. Oysaki Mersin son derece bereketli topraklara sahip. Bunları öldürmenin bize geri dönülmez zararları olacaktır. Korkuyoruz. İnsanlar bunun farkın vardılar artık. TEMA olarak Mersinliler olarak ‘durun’ diyoruz” diye konuştu.

 

“BU YATIRIMLAR ÜRETİMİN ÖNÜNDE ENGEL”

Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Necmi Birim de, taş ocaklarının Türkiye’nin gündeminde olduğu gibi Mersin’in de gündeminde yer bulmaya başladığını dile getirdi. Bu bölgedeki bu tür yatırımların üreticinin ve üretimin önünde çok büyük engel olacağını vurgulayan Birim, “Taş ocaklarının zararlarını anlatmaya gerek yok, herkesçe biliniyor. Bulunduğu bölgede tarım ve orman alanlarına çok büyük ciddi zararlar veriyorlar. Yaprakların üzerinde biriken tozlar bitkilerin, meyve ağaçlarının döllenme biyolojisini alt üst ediyor. Haşerelerin ve hastalıkların oluşumlarına çok büyük kapılar aralıyorlar. İster kireç taşı ister kalker gibi tozların birikimi faydalı elementlerin doğada kendi içinde taşınmasına büyük engel olmaktadır. Biz bölgemizde üretim, yaşam ve ormanlık alanlarımızda taş ocakları istemiyoruz. Bu anlamda çiftçilerimizin, köylülerimizin ve bölge insanlarımızın yanındayız. Buradaki en önemli bir diğer konu su altı kaynakları. Çünkü susuzluk gündemde ki bu da küresel iklim krizinin bir sonucu. Kuraklık bir gerçek ve dünya bununla mücadele ediyor. Ülkemizde yakında bu kriz ile mücadele edecek. Biz aslında su fakiri bir ülkeyiz. Ve bu bölgede su kaynaklarımızın bu tür sanayi ve taş ocağı yatırımları ile bertaraf edilmesine biz kesinlikle razı değiliz. Yapraklarda toz birikmesi bitkilerin terlemesine ve su kaybına neden olur ve kökler vasıtasıyla suyu temin edemedikleri için kuramaya doğru giderler. Bölgemizde zeytin var. Ve 573 sayılı Zeytin Koruma Yasası da burada devreye girmek durumundadır. Zeytinlerimize yakın bölgede bu taş ocaklarını kesinlikle istemiyoruz” dedi.

 

“BÖYLE BİR TALAN GÖRÜLMEMİŞTİR”

Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ünal Şahin de, “Boyalı basında Türkiye’deki taş ve mermer rezervine ilişkin haberler var. Dünyanın maden ihtiyacının yüzde 40’ını Türkiye’nin karşılayabileceğine dair söylemler var. Türkiye dünyanın 161’de biri ve bu çaptayken dünyanın yüzde 40’ına hitap edecek. Böyle bir şeyi akıl alıyor mu? Yani bizim ormanlarımızı, toprağımızı, taşımızı, pınarlarımızı, börtü böceğimizi ve bizi de içine katıp buradan uzaklaştırmak istiyorlar. Doğasını talan ettirmeyen zengin, kartel ülkelere satacak bir şeyimiz kalmadığı için geriye kalan tüm taşımızı toprağımızı, kenti yok etmek pahasına satıyorlar. Böyle bir talan görülmemiştir. Dünyanın maden ihtiyacının yüzde 40’ını Türkiye’nin karşılayabileceği iddiaları tamamen yalan. Kalkerlerin, kireç taşlarının bir tozu bile burada kalmıyor hepsini yurtdışına satıyorlar. Muğla’dan Mersin’e, Hakkari’ye kadar gelen Toroslar dağlarını deniz seviyesine indirinceye kadar planlıyorlar. Çünkü satacak hiçbir şeyimiz kalmamıştır. Buralar devletin malıdır. Devlet; padişahın, damatların, vezirlerin değil halkın yani bizim devletimizdir. Devleti yönetenler talan ediyor. Bizler halk olarak burada yaşamak istiyoruz. Bizim halk olarak karşı karşıya kaldığımız küresel iklim ve salgın tehlikesine karşı yaşayacağımız ve bizi eski medeniyetler ile birlikte bağrına basan bu toprakları kimseye kaptırıp, kimse yedirtmeyeceğiz. Kaynaklarımızı iç piyasayı değil, topraklarını, taşlarını, ormanlarını koruyan dış güçlere pazarlamaktalar. Burada çıkan ve tuzla buz ettikleri yalçın kayalarımızı çimentonun ana maddesi olan kalkerin bir tozunu bile burada bırakmamak üzere zenginlere satacaklar. Biz dünyayı dağlarımızla, taşlarımızla inşa ettirmek istemiyoruz. Bizim dağlarımızın eskisi gibi sığınak ve yuva olmasını istiyoruz. Dağlarımızı, taşlarımızı koruyamazsak onlara sığınabileceğimiz bir geleceğimiz olmayacak. Dağlarımız bugüne kadar bizi korudu. Biz de şimdi dağlarımızı koruyacağız. Daha ötesi buradaki vahşi, hummalı çalışmaların iş makinelerinin, dinamitlerinin, dinamitlerin, tozun gece poyrazı ile kentin üzerine örtülen çamur ve toz bulutunun altında yaşamakta istemiyoruz. Dağımızı taşımızı talan edenlere, peşkeş çekenlere, bugünkü muktedirlere, ÇED raporu dedikleri, naylon kararname ve fermanlarla bizi dağların eteğinde ölüme terk edemezler. Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” şeklinde konuştu.

 

“DOĞAL KAYNAKLARIMIZ ÇÖPE ATILMAK İSTENİYOR”

Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Sinan Can da, kentin çevre adına yoğun bir gündem yaşadığını söyleyerek, “Bir yandan tarım arazileri yapılaşmaya açılırken, dağlarımıza yönelik taş ve mermer ocakları planlamaları gerçekleştiriliyor. Bu bölge çok önemli çünkü Yenişehir ilçesinde 4 arkeolojik sit alanı var bu bunların hepsi bu alanda. Burada ayrıca antik çağdan buyana var olan duvar resimleri bulunmakta. İl Kütür ve Turizm Müdürlüğüne başvuru yaparak bu alanın arkeolojik sit alanı olması için başvuruda bulunduk. Ayrıca bölgede MESKİ’ye ait 3 kaynak suyu var. Taş ocakları patlama sistemleri ile açık bir şekilde yapılacak. Bu sistemde MESKİ’ye ait kaynak suyuna zarar verilip verilmeyeceğine dair ne yazık ki modelleme çalışmaları yapılmamış durumda. İçmesu kaynaklarının korunması noktasında taş ocağının buraya yapılması çok kritik. Ayrıca planlarda burası orman arazisi ve planlarda endemik bitkilerin yetiştiği bir alan olarak görülmekte. Orman arazisi ve endemik türlerin yetişeceği bölgeye taş ocağı kurulup patlama yapılması son derece risklidir. Ayrıca bölge Zeytinlik Yasası kapsamındadır. Taş ocakları ile ilgili yasalar tesisin 3 kilometre çevresinde zeytincilik yapılmamasını kapsıyor fakat biz biliyoruz ki proje alanını baz aldığımız zaman 3 kilometre çevrede zeytincilik faaliyeti yapılıyor. Ayrıca burada lojistik sisteminden kaynaklanacak bir kirlilik olacağını düşünüyoruz. Arkeolojik sit alanı değerinde olan bu bölgeye taş ocağı yapılması doğal kaynaklarımızın çöpe atılması noktasında önemli.  Bu gibi sistemler doğadan yerleşkeden uzak bölgelerde yapılmalı.

Sadece İnsu’da değil Gözne, Ayvagediği, Silifke’de olan yerleşkelere yakın tüm yatırımlara karşıyız” dedi.

 

“ÇEVRE SİYASET ÜSTÜDÜR”

Yöre sakinlerinden Türkan Kütük de, atalarının topraklarına sahip çıkmamanın hesabını veremeyeceklerini söyleyerek, “Geleceğimize sahip çıkmak adına buradayız. Bizim siyasi desteğe manen var ama siyaseten ya da benzeri doneler olarak yok. Biz halkız. Varlığımız ile sessizliğimiz ile buradaki geleceğimizi tehdit eden, tahribatı geri dönülmez olacak taş ocağına hayır demek için buradayız. Tüm siyasi mercilerden, büyüklerimizden, mülki amirlerimizden şunu bekliyoruz; çevrenin siyasete ihtiyacı yoktur. Biz siyasi bir kimlik adı altında burada bulunmak, sesimizi duyurmak asla istemiyoruz. Sesimizi her hangi bir siyasi oluşuma duyurmak gibi bir niyetimiz asla yok. Canımı ruhumu ortaya koyarak, bayrağımızın kırmızısı gibi kanımı akıtmaya hazırım ama böyle bir oluşuma sesimizi yükseltmeden, yakıp, yıkmadan, kırıp dökmeden, insanları kırmadan biz bu oluşuma engel olmak için buradayız. Şuan tek yürek, tek kalp el ele, gönül gönüleyiz. Asla ve asla provokatörlük veya buradaki toplanmamızı farklı bir oluşum amacımız yok” dedi.

 

HALK ÇED TOPLANTISI YAPTIRMADI

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı için bölgeye gelen Bölgeye gelen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri protestoyla karşılandı. Pankartlar açıp, sloganlar atarak tepkilerini dile getiren köylüler toplantıya tepki gösterdi. Yapılan itirazlar sonucunda toplantının yapılmasına izin verilmeyerek, “Halkın katılım toplantısı gerçekleştirilemedi” tutağının tutulması sağlandı.

Kalabalığa müjdeli haberi veren İnsu Köyü Muhtarı Sadettin Kök, tüm katılımcılara teşekkür ederek, “Bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederim. Taş ocağı ile ilgili süreç bugünlük tamamlandı ama bu demek değildir ki ileriye dönük böyle bir müracaat tekrar yapılmayacak. Bunu mutlaka takipçisi olacağız. Süreç bizim için iyi oldu. Herkese teşekkür ediyoruz” dedi.

   


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!



  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 
  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2021 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA