ADALET HERKESE LAZIM!


 

Ülkenin içinden geçtiği zor günlerden payına düşeni alan avukatlar her şeye rağmen mücadelede kararlı… Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Adalet herkese lazım!” diyerek halkı baroların yanında olmaya çağırdı.Ülkenin içinden geçtiği zor günlerden payına düşeni alan avukatlar her şeye rağmen mücadelede kararlı… Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Adalet herkese lazım!” diyerek halkı baroların yanında olmaya çağırdı.

Hediye Eroğlu

 

Adalet arayışının yılmaz savunucuları avukatlar gerek ekonomik gerek psikolojik gerekse de mesleki anlamda zor günler geçiriyor. Ülkenin içinden geçtiği zor günlerden nasibin alan ve hak arayışında hedef haline getirilen avukatlar, halk için hak için çalışmakta kararlı.

Avukatlar Haftası’nda buruk kutlamalara imza atan Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Adalet herkese lazım!” diyerek çalışmalarını Mercan TV’de konuk olduğu Arka Plan Programı’na anlattı.

 

“BİZ TOPLUMUN İMDAT ÇIĞLIĞINI DUYURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

SORU: Avukatlar Haftası geride kaldı ama artık zaten kutlanmayan bugünler ne anlam ifade ediyor?

B.YEŞİLBOĞAZ: Bizim için çok önemli günlerden bir tanesi 5 Nisan Avukatlar Günü çünkü toplumun tüm hukuki adalet eksikliğini, adalet mağduriyetini derinden yaşayan ve bunu sırtlamaya çalışan çok geniş bir kesimiz ve aynı zamanda ülkenin geleceğine dair çağdaşlaşmaya, hukuka olan inancı sağlamak adına mücadele ediyoruz,.

Ne yazık ki ülkemiz pandemi şartlarını en ağır şekilde yaşıyor. Bu arada plansız programsız yapılan işlemlerden dolayı zaten hukuk dünyası, yargı çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Sistem bağımlı bir yargı haline geldi ve biz bunun içerisinde bağımsızlığımızı koruyup ülkenin hala demokratik bir hukuk devleti olmasını istiyoruz.

Biz toplumun sesiyiz ve onların imdat çığlıklarını duyurmaya, erkler karşısındaki mağduriyetlerini gidermeye çalışıyoruz. Bu erklerin hoşuna gitmez çünkü yapılan yanlışı biz söylemek zorundayız. Avukatlar hukukçular eleştirisel bakar. Çünkü daha iyiyi, daha güzeli ister.

 

“PANDEMİ İLE DİBE VURDUK”

Ancak artık ekonomik sorunlarımızı zaten sayamıyoruz, özellikle pandemiyle dibe vurduk. birlikte. Bir çok büro kapandı. Bürolarını kapatanlar, başka avukatların yanında neredeyse asgari ücretin altında maaşlarla çalışmaya başladılar. Ülkenin ilerici dediğimiz insanları geçimini sağlayamıyorlar. Hala annesinden babasından para almaya çalışıyor ev kirasını elektrik faturasını ödeyemiyor.

Öte yandan meslektaşlarımız hacze gittiği öldürülüyor. Ya da bu sistemin çarpıklığına, baskılarına, dayatmalarına daha fazla göğüs geremeyen yeni evlenmiş yeni avukat olmuş bir başka meslektaşımız hayatına son veriyor.

Öyle bir zor şartlar altında bu mesleği yapmaya çalışıyoruz ki bir yandan müvekkillerimizle sorunlarımız var diğer yandan çok ciddi şartlarda avukatların sistemsel sorunlarının çözülmesini sağlamaya uğraşıyoruz.

Ama dönüp adliyeye baktığımızda hala biz yargılamanın bir ayağı olarak görmediklerini görüyoruz. Yargının en önemli ayağı olan bizleri memur statüsüne indirmeye çalışıyorlar. Yani yok saymaya çalışıyorlar. Ama biz buna karşı çıkıyoruz.

Örneğin 5 Nisan Avukatlar Günü’nde toplumdan her kesimden kutlama mesajları aldık ancak kendi camiamızdan meslektaşlarımız hakimler, savcılardan bir kutlama mesajı gelmedi. Yani sizi anlıyoruz sizin yanınızdayız cümlesi dahi söylenmedi. Başsavcımız, adalet komisyonumuz, hakimlerimiz beş dakika lütfedip de baroya gelmedi. Aynı adliyedeyiz zaten bir kat aşağıya ineceksin, bir kat yukarıya çıkacaksın… Gelip ‘avukatlar gününüz kutlu olsun’ deme nezaketinde bulunmadılar, bu gerçekten insanın canını acıtıyor.

Görmezden geliyorlar ama biz varız. Biz olmazsak verilen kararların meşrutiyeti sorgulanır. Onlara biz meşrutiyet kazandırıyoruz. Şimdi yargının ne aşamada olduğunu zaten görüyoruz. Ama bunun sebebi biz değiliz, yargı mensupları ve siyaset. Ama şimdi bizi suçluyorsunuz.

 

 

 

AVUKATLAR DA AŞILANMALI

SORU: Bir destek paketi talebiniz var mı? Sizce ne yapılabilir?

B.YEŞİLBOĞAZ: Biz adli sistemin içerisindeyiz. Hakimler, savcılar, avukatlar yargı erki içerisindeki üç saç ayağını oluşturuyor. Bunlar hiyerarşik anlamda alt üst ilişkisi olmayan guruplar. Bunlar yatay düzlemde eşitlerdir ama pandemide aşılamada da dahi avukatları bir yere koymadılar.

Adliye kapatılmıyorsa, adaletin devam etmesi için adliyede çalışan çaycıdan başsavcıya avukattan mübaşire hepsi birlikte aşılanmak zorunda. Sağlıklı bir ortamda çalışmamız gerekiyor. Hala daha bize aşıyla ilgili olumlu cevap vermediler.

Meslektaşlarımızda şuan ciddi anlamda kaygı bozuklukları başladı. Sistemin dışına atılmış hissediyoruz. On dakika duruşmaya girmek için saatlerce adliyede beklemek zorunda kalıyoruz. Sistem bozuk, para kazanamıyor, ailenizin geçimini sağlayamıyorsunuz. Ekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.

 

SİGORTA MALİYETİ KALDIRILMALI

Devletin neler yapabileceğini tüm baro başkanları olarak önerilerimizi ilgili makamlara bir paket halinde sunduk. Öncelikle belli dönemler için SSK ödemelerini kaldıralım, Bağ-Kur ödemelerinde indirim yapalım. Çünkü çoğu avukat Bağ-Kur’unu ödeyemiyor zaten şuanda.

Vekalet ücretlerimiz bir an önce ödenmeli. 2-3 sene sonara ödenen bu ücretler bizi zora sokuyor. Bana para lazım ve bugün lazım. Ben bugün görevimi bitirmiş, makbuzumu kesmişim. Neden paramı iki sene sonra alayım?

Devletten almayı beklediğimiz adli yardım paralarımız var ki bunlar geriden ödeniyor. Şuanda baroya masraf için aldığımız paraları dahi ben avukatlara ödemek zorunda kalıyorum çünkü avukatımın ihtiyacı var, masraf yapmamaya çalışıyorum. Hakkımız olanı verin başka bir şey istemiyorum.

Ülke zor günlerden geçiyor. İşveren korunuyor, sermaye korunuyor, işçi eziliyor. Sistem karşısında biz buna karşı çıkmaya çalışıyoruz ama bu şartlarda gücümüz yetmiyor. Avukatlığın en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz.

İnsan temelinde politikalar üretilmesi, insana-geleceğe yatırım yapılması gerekiyor.

 

“ALGI OPERASYONLARI YAPILIYOR”

SORU: Zenginin eğitimi, zenginin sağlığı, zenginin adaleti mi var artık?

B.YEŞİLBOĞAZ: Öyle oldu zaten sınıf ayrımını o kadar çok uçurumlaştırdık ki şuanda ikisinin arasındaki o dengeyi bulmak mümkün değil. Ya bir tahterevalliyi düşündüğümüz zaman birisi yukarda birisi yerde zaten yani bu kadar aramızda ayrım var buda tabi sağlıklı sonuçlar vermeyecektir. İnsanlar mutlu değil ve konuşamıyor, üretemiyor her söylediğiniz çok farklı algılanıyor. Toplumda herkes hakkında o kadar çok algı operasyonu yapılıyor ki inanılmaz. Benimle ilgili de çok algı operasyonu yapılıyor ama ben hepsine gülüp geçiyorum. Ama bir yerlerde bunu biriktiriyorlar ve günü geldiğinde kullanıyorlar. Yarın sizin gülüp geçtiğiniz şeyler çok ciddi bir suç materyalleri olarak önünüze gelebilir. Korku imparatorluğu yaşanıyor.

Ama burada herkesin açıkçası uyanık olması, ortak mücadeleye inanması gerekiyor. Önümüze gerçekçi hedefler, umutlar koymalıyız. Biz diyoruz ki hukuk güvenliği bu ülkeye gelmek zorunda ve sizde bende sokakta yaşayan herkes de hukuk güvenliğinin hepimizi kapsadığını o şemsiyenin altına hepimizi aldığını bilmeliyiz. Hukukun üstünlüğünün herkes açısından uygulandığını, adil yargılanma hakkının herkes için eşit uygulandığını bilmeliyiz. Bu kapsamda siz haberinizi ben savunmamı yapacağım. Sermaye yatırımını yapacak. Ama hiçbirimiz öyle yapmıyoruz ki yatarken acaba diyoruz ki kaçta kapı çalınacak? Bu psikolojiyle nereye kadar götüreceksiniz?

Bizim seçimlerimizi niye yapmadınız? İnsanlar demokrasiye inanmak istiyor. Bizde inanmak istiyoruz.

 

BARO SEÇİMLERİ NEDEN YAPILAMIYOR?

SORU: Baro seçimleri neden yapılamıyor? Sayın Yeşilboğaz

B.YEŞİLBOĞAZ: Mevcut baro başkanlarının yüzde 95’i Metin Feyzioğlu’nun sesini kısacak. Mutlaka değişikliğe gideceğiz. Bu ülkenin değerlerine, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye inanan ve sadece hukuk adına konuşan bir meslektaşımızı oraya getirip, başkan yapacağız. Oradaki başkan muhalif olmak zorunda. Ama şuan bakıyorsunuz yani tamamen yandaş olmuş durumda. Oysa biz eleştirisel bakmak zorundayız.

Seçimlerimiz iptal ediliyor. İtibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Sistemi tıkıyor, meslektaşlarımızın gözünde iş yapamaz, basiretsiz bir duruma sokuluyoruz. Bıktırıyorlar ve ‘lanet olsun’ diyip çekip gitmemiz için zemin yaratmaya çalışıyorlar. Ama bu olmayacak. Barolar toplumda önemli bir rol modeldir. Şuan ülkede tek mücadele eden konuşan hala cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmaya çalışan ender kurumlardan bir tanesi barolar. İşte bu sesi kısmaya, yok etmeye çalışıyorlar. Bu nedenle bizim seçimlerimizi yaptırmıyorlar. Bizim verdiğimiz aslında bir demokrasi mücadelesi. Az önce dedik ya insanlar umutsuz, çaresiz farklı yollara müracaat edecekler biz bunu istemiyoruz.

İnsanların önünde demokrasi aygıtlarını alırsanız farklı yollara giderler, işte beğenmediğiniz şu gece bildirisi gibi durumlar ortaya çıkar. Demokratik yollar olmuş olsaydı bu olmazdı. İstanbul Sözleşmesini meclise getirip mecliste tartışsaydınız orada usule uygun olarak imzanızı geri çekmeye çalışsaydınız anlardım ama bir gecede aniden imzanızı çekiyorsunuz.  Bizim eleştirdiğimiz nokta bu; siz demokratik tahammülleri uygulamazsanız, aygıtları harekete geçirmezseniz insanlar farklı şeyi aramaya, düşünmeye başlarlar. Biz bunu istemiyoruz. Bu ülke çok çekti özellikle de darbelerden çekti. Biz artık bunu yaşamak istemiyoruz.

 

“KUŞATMA ALTINDAYIZ”

SORU: Mersin’de de ciddi adalet arayışları var. Maalesef çevreden sosyal adalete kadar çok yoğun bir gündemimiz var. Ülke ile benzer bir durumdayız sanırım. Siz ne düşünüyorsunuz?

B. YEŞİLBOĞAZ: Her insan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir diyorsunuz ama böyle bir yaşama şansı vermiyorsunuz, her taraftan kuşatma altındayız. Özellikle Mersin cezalandırılıyor diyebiliriz. Mersin’in dört bir yanı kuşatılmış, bir yeri kapatmaya çalışıyorsunuz orayla mücadele ederken başka bir yer çıkıyor. Yani artık üçe, beşe bakmadan tüm ülkeyi neredeyse çevre katliamına açtılar. Resmen parsellediler ciddi anlamda çevre katliamı yaşanıyor. Mersin’de bir avuç insan mücadele etmeye çalışıyor.

 

“BU GEMİ BATARSA HEPİMİZ BATACAĞIZ”

Çevre mücadelesinde bir kopukluk yaşanıyordu ta ki durum köylülerimizin menfaatine dokunana kadar… Şimdi onlarda eyvah dedi. Sonuçta size de bunun zararı dokunacak ve biz bunu anlatmaya çalışıyorduk yıllardır. Sonunda bizimle birlikte hem fikir oldular, mücadelemizle ortaklaşıyor.

Bunu liman meselesinde aldığımız destek ile daha iyi hissettik. Çünkü bu liman hepimizin, Toroslar’ın en yüksek zirvesinde yaşayan vatandaşımızın da hakkı var benimde. Bu sefer biz gerçekten aynı gemideyiz, bu gemi batarsa hepimiz batacağız. O yüzden bunu engellemeye çalışıyoruz.

Diğer yandan Mersin açısından çok tehlikeli bir yatırım olduğunu düşündüğümüz polipropilen tesisine karşı mücadele yürüttük.  Gerçekten herkese bir kez daha teşekkür ediyorum çünkü birlikte olmazsak kazanamayız.

 

“AYIK OLMALIYIZ”

Ama erken sevinmemek gerekir. Hemen davul zurna çalmaya başlamayın, maç devam ediyor. O yüzden herkese ayık olmaya çalışıyoruz. Günceli takip etmeye çalışıyoruz. Güncel sorunları sonuna kadar mutlaka takip etmemiz gerekiyor. İnsanlar yoruluyor biliyorum. Ailelerinden zaman çalıyorlar, ekonomik anlamda sıkıntıya giriyorlar, işlerinden zaman ayırıyorlar ama bu çevreyi biz dedelerimizden miras aldık ama torunlarımıza miras bırakacağız, bu mücadeleyi vermek zorundasınız.

Öte yandan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili birçok baro gibi biz de dava açtık. İnsanların hukuka güvenini kaybetmemek için bu mücadeleyi sürdürmek zorundayız. Bugün bize karşı uğraş verenler günü geldiğinde haklılığımızı anlayıp, ‘siz haklıymışsınız’ diyebiliyorlar.

Biz hukukçuyuz ve mücadelemizi yargı alanında yapıyoruz. Bu kapsamda balık çiftliklerinden nükleere kadar pek çok alanda açtığımız davalarımız da sürüyor. 

 

“BİZ SUSARSAK TOPLUMUN SESİ, NEFESİ KESİLİR”

Yani o kadar çok davayı takip ediyoruz ki kırk parçaya bölündük. Ama biz bu bu toplumun sesi, feneriyiz. Biz susarsak toplumun sesi, nefesi kesilir.

Baroları farklı bir yere koymaya çalışıyorlar. Yani köşklerde yaşayan üst kademede yer alan statükocu bir yapıda gösteriyorlar. Ama aslında böyle değil. Barolar köylünün, kentlinin, mağdurun yanındalar. Toplumla birlikteyiz.

İktidarların bizi sevmesini beklemiyoruz. Mücadele yapıyor, itiraz ediyorsunuz sizi neden sevsinler, siz bunu bekliyorsanız algıda bir sorun vardır.

 

“BAROMUZ SİZLERİN HİZMETİNDE”

SORU: Son olarak ne söylemek istersiniz?

B.YEŞİLBOĞAZ: Gerçekten çok zor şartlar altında, hukukun ayaklar altına alındığı bir süreçte hala bağımsızlığını koruyan bu ülkenin demokrasisine cumhuriyetine hukukun üstünlüğüne sahip çıkan tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Gününü Kutluyorum. Buruk da olsa kutlayalım çünkü bu bizim günümüz. Mücadele günümüz. Umarım hep birlikte bu mücadeleyi sürdürebiliriz.

Bu kentin dinamiklerinden yaşayanlarından talebimiz var; Hukukçulara inansınlar. Gerçekten yargının içerisinde bağımsızlığını koruyan, hakkınızı savunabilecek, sizi mağduriyetten kurtarabilecek tek güç avukatlardır, barolardır. Her türlü ihtiyacınız da baromuz sizlerin hizmetindedir. Bizlere güç verirsiniz. Birlikte mücadele ile birlikte tüm sorunların üstesinden geliriz. Aydınlık güzel günler bizi bekliyor diyorum. Çok teşekkür ediyorum.

   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!



  HABERCİ GAZETESİ
 



  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 
  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2021 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA