Mersin’den AB’ye karşı karbon atağı


 

Avrupa Birliği ihracatta 2026’dan itibaren karbon vergisi almaya başlamaya hazırlanırken Mersin’de Ticaret ve Sanayi Odası ve organize sanayi bölgeleri, 2025’i “Sanayide Yeşil Dönüşüm Yılı” ilan ederek hazırlıklara start verdi. Bu çerçevede kentte hem eğitimler verilecek, hem de karbon ölçümleri yapılacak.

Haber Merkezi

 

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Bloomberg HT'de 60 Dakika Programı'nda Zeynep Özyol'un canlı yayın konuğu oldu. Sanayide yeşil dönüşümün konuşulduğu programda Çakır, Mersin'de 2025'i Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Organize Sanayi Bölgesi ve diğer OSB’lerle birlikte Sanayide Yeşil Dönüşüm Yılı ilan ettiklerini açıkladı.

 

“5. VE 6. ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ÇALIŞMALARINI TAMAMLADIK. 7. SANAYİ İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”

Öncelikle kentin ekonomik ve sosyal yapısına değinen Başkan Çakır, “Mersin tarımda, lojistik, turizm ve sanayide çok hızlı ilerliyor. Özellikle son dönemlerde savunma sanayinde önemlim yol aldık. Çok kimlikli bir şehir. Bir noktada gitmiyoruz. Yumurtaların hepsini bir sepette toplamıyoruz. Şu anda iklim değişikliğinde sanayide çalışıyoruz. İklim değişikliğinden kaynaklı olarak üzerinde durduğumuz Yeşil Mutabakatımız var. Yeşil sanayiye dönüş çalışması var. Karbon vergisi çalışması var.

Biz de şu anda Mersin’de sanayi olarak 5. ve 6. organize sanayi bölgesi çalışmalarını tamamladık. 7. sanayi için çalışmalar sürüyor. Tamamlandığında 50 bin kişilik istihdam oluşacak. Gelişen sanayimiz nedeniyle Mersin’de biz de şu anda Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak, Mersin Organize Sanayi Bölgesi ve tüm sanayicilerimiz olarak  2025’i Sanayide Yeşil Dönüşüm Yılı ilan ettik” dedi.

 

“KARBON VERGİSİNE HAZIRLANIYORUZ”

Ayrıca AB ülkelerine yapılacak ihracatlarda 2026’dan itibaren karbon vergisi alınmaya başlanacağını da anımsatan Hakan Sefa Çakır, bu durumun Türkiye’deki tüm sanayiyi etkileyeceğini vurguladı. “Biz de bu konuda neler yapacağımız üzerinde çalışıyoruz” diyen Çakır, “Karbon vergisine karşı AB neden böyle bir şeye girişti önce bunu anlatayım. 2015 Paris İklim Sözleşmesinden kaynaklı olarak bu konuda çalışıyorlar. Hedef, 2050’de nötr kıta olma. Türkiye de 2053 hedefini koydu. İkincisi Ukrayna - Rusya Savaşı’ndan dolayı enerji arz sorunu yaşandı. AB’de enerji fiyatları yükseldi.  Enerji bağımlılığının azaltılması gerekti. AB de enerjiyi az tüketen, sürdürülebilir olan ürünlere doğru geçiş politikası yapmamız lazım dedi. Ham maddelerden başlayarak üretim aşamasına, tüketim aşamasından atık yönetim aşamasına kadar her alanda karbon ayak izini takip etme kararı aldı ve karbon vergisi koyacağını söyledi.

 

“SANAYİDE LİDER BİR İHRACATÇI KONUMUNA GELEBİLİRİZ”

Bildiğiniz gibi bizim Türkiye olarak ihracatımızın yüzde 50’si AB ülkelerine gerçekleşiyor. Bu nedenle konulan hedef, talepler başlangıçta bakınca bizi olumsuz yönde etkileyecek gibi görünüyor ama bunu bir fırsata çevirebiliriz. Olumsuz etkileme sebebi bizim şu anda mevcutta orta seviyede teknoloji yapısına sahip olmamız. Bu nedenle karbondan en çok etkilenecek ülkeler arasındayız.

Aslında AB biraz da kendi üye ülkelerini Çin’e karşı ve rekabet edemediği ülkelere karşı rekabet edebilir duruma getirdi. Bu karbon vergisini koyarak Çin’i piyasalardan biraz daha dışlamak istedi. Türkiye’nin de bu teknolojiye sahip olması gerekiyor. 2025’te bu sisteme hızla dönebilirsek Çin’in bu pazara girememesi nedeniyle Avrupa’da avantajlı duruma gelebiliriz. Hızlı şekilde ülke olarak yeşil üretim yapabilirsek sadece AB de değil, uluslararası boyutta bir devrim yapabiliriz. Sanayide hem teknoloji hem verimlilik açısından normal bir ihracatçı değil lider bir ihracatçı konumuna gelebiliriz. Orta teknolojiden de bu sayede yüksek teknolojiye geçebiliriz. Bu düzeni oluşturmalıyız” dedi.

“KARBON AYAK İZİNİN AZALTILMASI İÇİN DÖNÜŞÜM İÇİN CİDDİ DESTEKLERE İHTİYAÇ OLACAK”

AB’nin kargon vergisinden öncelikli olarak etkilenecek sektörlerin; çimento, demir çelik, alüminyum, elektrik, hidrojen sektörleri olduğunu söyleyen Çakır, “Bizi etkileyecek sektörler çimento, çelik metal, otomobil, tekstil ve kimya. Sonra gıda, ambalaj bilişim gibi tüm sektörlere nüfus edecek.

En fazla karbon ayak izi olan sektörler çimento ve demir-çelik. Ama diğerleri de hazır olmalı. Bu nedenle dönüşüm için ciddi desteklere ihtiyaç olacak. Finans desteklerine ihtiyaç olacak. Geçen hafta bu konuda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sanayi Bakanlığı bir yönetmelik hazırladı. ETS ile ilgili. Ondan sonra da yine iki bakanlığımız Çevre ve Sanayi Bakanlığımız Dünya Bankası ile bir kredi anlaşması yaptı. Buna imza koyduk ve dedik ki 2053’te nötr karbon yapacağız. 2030’a kadar karbonu yüzde 50 azaltacağız. Dünya Bankası da bize yeşil krediler vermeye başladı.

Mevcut durumda TÜBİTAK ya da KOSGEB kredileri var. Sanayi Yeşil Dönüşüm Belgesi alan firmalara da uzun vadeli düşük krediler verilmeye başlayacak. Sanayicimiz zaten rahat şartlarda çalışmıyor, finansman zorluğu yaşanıyor, ihracatçılar kurdan dolayı da zorlanıyor bu krediler küçük KOBİ’lere kadar ulaşırsa bir avantaj olacak. Sanayicimiz de bir fırsat yakalayıp dönüşebilecek” dedi.

 

“HEM EĞİTİM VERECEĞİZ HEM KARBON ÖLÇÜMLERİMİZİ YAPACAĞIZ”

Başkan Çakır, 2024’ten beri TOBB ve bağlı tüm odalar olarak neler yapabileceklerine baktıklarını dile getirerek, açıklamasını şöyle tamamladı: “Sanayide Yeşil Dönüşüm Yılı ilan etmemizin sebebi de bu. Kredilerden yararlanır KOBİ’leri dönüştürebilirsek 2026’ya çok avantajlı başlayabiliriz. Hem eğitim vereceğiz hem karbon ölçümlerimizi yapacağız.

Emisyon Ticaret Sisteminden (ETS) de biraz bahsedeyim. İşletmelerin kendi aralarındaki karbon ticaret sistemine deniyor. ETS denilen işletmeler kendi emisyonları karşılığında karbon tahsisatlarını oluşturması gerekiyor. İşletmelerin kendi karbon tahsisatının nötr olması gerekiyor.

 

PARA VERSENİZDE KARBONDAN KAÇIŞ YOK!

Bir ton karbona karşı gelen emisyon tahsisat olarak adlandırılıyor. Bir borsa gibi düşünün. Tahsisatları da hisse senedi düşünün. AB tahsisatları sunuyor ve bir bedel karşılığı veriyor. Haftalık da bir fiyat belirlenecek. 2026 sonrası karbon fazlanız varsa bu tahsisatları almak zorundasınız. Bu hafta ton başı değeri 78 Euro. Bu da size ciddi maliyet getirecek. 2034’e kadar tahsisatlar piyasadan çekilmeye başlayacak. AB ETS Sistemi şu anda 100 sunuyorsa azalarak sıfıra dönecek. Para verseniz de bu tahsisatları bulamayacaksanız.

 

“KARBON AYAK İZİ DÜŞÜK FİRMALAR AVANTAJ SAĞLAYABİLECEK”

AB’ye ihracat yapacaksanız dönüşümü sağlamak zorundasınız ya da maliyetle mücadele etmeniz gerekecek. Şöyle bir artı var. Karbon ayak izi düşük firmalar avantaj sağlayabilecek. Ciddi paralarla tahsisatları satacak. Türkiye olarak emisyon ticaret sistemini biz de kuracağız. Türkiye’de de büyük ticari alışveriş olacak. Karbonu fazla olan az olandan satın alacak. Avantaj Avrupa’ya göre ucuz olacak. Bu nedenle yeşil dönüşümü sağlayıp kendi tahsisatlarımızı oluşturmalıyız. AB desteklerinden hızla faydalanmalıyız. Hem çevre hem sürdürülebilir ticaret için bu dönüşümü fırsata çevirmeliyiz”.

 


   




Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 




  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2025 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA