Haber Merkezi
Fransa'dan gelerek IŞİD'e katılmak amacıyla Suriye'ye geçiş planı yapan Aksoy ailesinin, Ankara'dan kiraladıkları nakliyeci Binali Aslan'ı katlettiği olayın yargı dosyası, çelişkileri gün yüzüne çıkardı.
İddianameye göre; MİT'in Türkiye'ye girişlerinden itibaren takip ettiği ve haklarında IŞİD üyeliğinden süren adli soruşturmalar bulunan aile, Ankara'da IŞİD ve El Nusra bağlantılı kişilerin yönettiği bir hücre evinde 45 gün boyunca saklandı. Soruşturma, bu hücre evini yöneten ve işsiz olan şüphelilerin devletin sosyal yardımlaşma fonlarından ve Kızılay'dan aylık düzenli para yardımı aldığını belgeledi. İddianame, devletin takibindeki ailenin işlediği cinayetin ardından yaşanan denetim boşluğunu da PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarıyla ortaya koydu. Cinayet planı doğrultusunda 2 bin lira karşılığında anlaştıkları nakliyeci Binali Aslan'ı Mersin’de öldürüp cesedini Tarsus'a gömen IŞİD'ci aile, gasp ettikleri araçla Ankara'dan Hatay Yayladağı sınırına kadar uzanan güzergah boyunca hiçbir engele takılmadan ilerleyerek Suriye'ye geçti.
2 BİN LİRA İÇİN BAŞLAYAN ÖLÜM YOLCULUĞU
Nakliyeci Binali Aslan, AŞTİ'de sarıklı, sakallı ve cübbeli iki kişiyle görüşerek 15 kişilik aileyi 2 bin lira karşılığında Ankara'dan Haymana'nın Gökçehüyük Köyü'ne götürmek üzere anlaştı. İddianame, ailenin Aslan'ı hunharca katledip, cesedini Mersin Tarsus'ta gömdüğünü ve aracını gasp ettiğini ortaya koydu. Aslan'ın, "yaşananlarla hiçbir ilgisi olmayan" ve "sadece ekmek parası" amacıyla hareket ettiği dosya kapsamında belirtildi.Soruşturma başlangıçta Ankara'da açıldı, cinayet eyleminin Tarsus'ta gerçekleşmesinin tespiti üzerine Mersin'e devredildi. Mersin'de hazırlanan ve kabul edilen iddianame dosyası, yasa dışı sınır geçişi ve IŞİD faaliyetlerinin takibinin Hatay'dan yürütülmesi gerekçesiyle son olarak Hatay Adliyesi'ne gönderildi. Yargı süreci Hatay'da devam edecek.