Haber Merkezi
Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen emekçiler, yeni yasaya tepki gösterdi. Emekçiler adına konuşan BES Mersin Şube Başkanı Doğan Varlıgaş, “Türkiye'de uzun yıllardır uygulanan neoliberal emek politikaları, çalışma yaşamını güvencesizleştirmiş; esnek, kuralsız ve sendikasız çalışmayı olağanlaştırmıştır. Bugün işçiler yalnızca düşük ücretlerle, uzun çalışma saatleriyle ve ağır sömürü koşullarıyla karşı karşıya değildir. Aynı zamanda hukukun sağladığı en temel güvenceler de fiilen aşındırılmaktadır. Bu saldırının en görünür araçlarından biri, kamuoyunda ‘Kod 26’ olarak bilinen ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesine dayandırılan fesih uygulamalarıdır. İstisnai durumlar için öngörülen bu düzenleme, birçok işyerinde olağan bir işten çıkarma yöntemine dönüştürülmüş; kamu kurumlarından belediyelere, organize sanayi bölgelerinden küçük işletmelere kadar çok geniş bir alanda işçilerin ekonomik, sosyal ve hukuki haklarını ortadan kaldıran bir mekanizma hâline getirilmiştir. Kod 26 ile işten çıkarılan bir işçi yalnızca işini kaybetmemektedir. Yıllarca alın teriyle hak ettiği kıdem tazminatını, ihbar tazminatını ve diğer işçilik alacaklarını kaybetmekte; bununla da kalmayarak çalışma yaşamı boyunca taşıyacağı görünmez bir fişlemeye maruz bırakılmaktadır. Yeni bir iş başvurusunda birçok işveren, SGK çıkış kodunu sorgulamakta; Kod 26 ile işten çıkarılmış olmayı peşinen ‘güvenilmez’, ‘ahlak dışı davranmış’ ya da ‘sorunlu çalışan’ olarak değerlendirmektedir. Henüz hakkında tek bir mahkeme kararı bulunmayan bir işçi, yalnızca işverenin tek taraflı beyanıyla çalışma yaşamından dışlanmaktadır.
“BU UYGULAMA ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELERE DE AYKIRIDIR”
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 158 Sayılı Hizmet İlişkisine Son Verilmesi Sözleşmesi de iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde keyfiliği yasaklamakta; geçerli neden, savunma hakkı ve etkili başvuru yollarını çalışma yaşamının temel güvenceleri arasında saymaktadır. Oysa Toroslar Belediyesi’nde kod 26 ile işten çıkarılan, Park ve bahçeler müdürlüğü çalışanı, Kenan Semen örneğinde olduğu gibi işçinin Disiplin Kurulu’nda kendisini savunmasına bile imkan sağlanmamıştır. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 6. ve 7. maddeleri ise çalışma hakkını ve adil çalışma koşullarını temel insan hakları olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla Kod 26'nın bugünkü uygulama biçimi yalnızca ulusal hukuka değil, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de aykırıdır. Ancak burada tartışılması gereken yalnızca hukuki boyut değildir. Kod 26, sermayenin çalışma yaşamını disipline etme araçlarından biri hâline gelmiştir.Bu nedenle Kod 26, yalnızca bir SGK çıkış kodu değil; emeğin örgütsüzleştirilmesinin, işçinin susturulmasının ve çalışma yaşamında korkunun kurumsallaştırılmasının araçlarından biridir.Bugün yalnız bırakılan bir işçi, yarın bütün işçi sınıfının karşılaşacağı saldırının ilk hedefidir. Sessizlik, hukuksuzluğu büyütmektedir. Sessizlik, sermayeyi cesaretlendirmektedir. Sessizlik, hak gasplarını olağanlaştırmaktadır. Buradan tüm emek örgütlerine ve bütün demokratik kamuoyuna çağrımızdır: Kod 26 ile gerçekleştirilen her hak gaspı ortak mücadele konusu yapılmalıdır. İşçiler yalnız bırakılmamalıdır. Hiçbir işçi mahkeme kararı olmaksızın suçlu ilan edilemez.Hiçbir işveren tek taraflı iddialarıyla işçinin emeğini, onurunu ve geleceğini karartamaz” diye konuştu.