MERSİN LİMANI’NDA 209 GÜNDÜR BİTMEYEN DİRENİŞ!


 

Mersin Limanı’nda 209 gündür süren direniş büyüyor. İşten çıkarılan 185 işçi, aileleriyle birlikte liman kapısından bir kez daha ‘Sendika hakkımıza saygı gösterin, işimizi geri verin’ çağrısı yaptı.

Koray Ünlü

 

Mersin Limanı'nda sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını öne süren 185 işçinin direnişi 209'uncu gününe ulaştı. Eşleri ve çocuklarıyla birlikte bir kez daha liman kapısında toplanan işçiler, "İşimizi geri istiyoruz" diyerek kadrolu ve sendikalı olarak yeniden işe alınma taleplerini yineledi. TÜMTİS yöneticileri ise yaşananların sendikal örgütlenmeye yönelik bir müdahale olduğunu savunarak, kamu kurumlarını Mersin Limanı'ndaki çalışma düzenini denetlemeye çağırdı. İşçiler adına konuşan TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk, işçilerin Anayasal haklarını kullanarak sendikalarına üye olduklarını belirterek, “Ve hepimiz biliyoruz ki Türkiye'de sendikal örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller, mahkemeler, itirazlar, bütün davaları sendikamız kazandı. Yetki aldık. Toplu sözleşme müzakereleri başladı. Ana firma sadece taşerondaki işçiler sendikalı olmasın diye taşeronu feshetti ve işçiyi çıkardı ve 209 gündür arkadaşlarımız burada işi, ekmeği için, onuru için direnmeye devam ediyorlar. Değerli arkadaşlar, sendikalaşmak anayasal hak. Bu insanlar sadece anayasal hakkını kullandığı için başlarına geldi. İşte bu ülkede yasalar yoksullarla ilgili, işçilerle ilgili, emekçilerle ilgili başka türlü işliyor, sermayeyle ilgili başka türlü işliyor. Bu liman özelleştirildi, sendikasızlaştırıldı. 2013 yılında yine sendikamızın örgütlüğünde burada uzun süren bir direnişle tekrar bu liman sendikalı hale geldi ve daha sonra biz de üyelerimizi Liman İş'e devrederek Liman İş Sendikası örgütlenmesi çekildik. Ancak bir süre sonra işçiler yine işçilerin bir bölümü sendikalı ama neredeyse yarısı taşeron şirketlerde, kölece koşullarda sadece asgari ücret ödemeli, 60-70 derece sıcağın altında, konteynerleri boşaltıyor bu arkadaşlarımız. Limanın asıl işini yapıyor. Elleşleme işini yapıyor” dedi.

 

“TAMAMEN BİR DAĞ BAŞI KANUNLARI VAR”

Limanda asıl işin taşerona devredilemeyeceğinin altını çizen Öztürk, “Asıl işi taşeron yapamaz. Bu yasaya ve kanuna aykırı. Ama MIP her alanda özelleştirilirken, MIP’e garanti verildi. Siz hiçbir yasaya uymak zorunda değilsiniz. Ve MIP’de pervasızca davranarak yasa dışı, hukuk dışı bir biçimde burada yüzlerce işçiyi taşeronda sadece asgari ücret, fazla mesai ücreti yok. Şimdi içerideki taşeron konteyner başına prim ödüyorum diyor. O primi de kıdem tazminatı olarak bankaya yatırıyor. Yine işçilerin kıdem tazminatlarını gasp etmek için o primi de kıdem tazminatı olarak bankaya yatırıyor. Yani tamamen bir dağ başı kanunları. Ne yasa var, ne hukuk var, ne İş Kanunu var, ne Sendikalar Kanunu var. Onun için bu arkadaşlarımız bu kapıda, onun için taşeron işçisi buradan bu davanın mücadelesini veriyor. Her gün söylüyoruz.  Biz dün MIP yönetimiyle bir görüşme yaptık. Burada da çağrımız şu oldu. Dedik ki biz sendika olarak illa bizimle sözleşme imzalayın demiyoruz. İçeride örgütlü bir sendika var, Liman İş Sendikası var. Buradaki arkadaşlarımızı iş başı yapısın, alın kadroya, Liman İş üyesi olsunlar. Bu arkadaşlar illa Türk-İş üyesi olsunlar demiyoruz. Önemli olan burada 14-15 yıl bu limanda emek veren, limanın asıl işini yapan bu insanlar işine geri dönsün, kadrolu olarak biz de buradan çekilelim, bu arkadaşlar Liman İş üyesi olsun. Ama genel müdürün ve MIP yönetiminin işçiye reva gördüğü şu, gelsinler içeride LDH diye bir taşeron var, bu taşeronda çalışsınlar. Bu taşerondaki çalışma koşulları da işçilerin eski çalıştığı taşerondaki koşullardan daha kötü. Onun için bunu kabul etmiyoruz dedik. Arkadaşlarımızın talebi kadrolu olarak bu insanlar liman işi yapıyordu, asıl işte çalışıyordu, kadrolu olarak bu arkadaşların tamamı işe alınmalı. İşe alınana kadar da sendika olarak sonuna kadar bu arkadaşlarımızın yanındayız. Bu mücadele ve bu direnişle devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

 

“NİYE BU LİMAN DENETLENMİYOR?”

Bütün iyi niyetli girişimlerine rağmen toplantıdan bir çözüm çıkmadığına dikkat çeken Öztürk, “Onun için bugün bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Bugün bir kez daha Ulaştırma Bakanlığı'na, özellikle Çalışma Bakanlığı'na, bu limanları denetlemekle görevli kamu otoritelerine çağrıda bulunuyoruz. İçerideki kanunsuz, yasa dışı, günde 13-14 saat mesaisiz işçi çalıştırma, işçilerin kıdem tazminatını dahi gasp etme hangi yasaya uygun? Hangi yasaya uyuyor? Onun için niye bu liman denetlenmiyor? Niye bu yasa dışı çalışma, bu keyfi çalışmaya izin veriliyor? Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. MIP Türkiye'deki yasaların üzerinde değil. Hiçbir şirket, uluslararası bir şirket kendini Türkiye'deki yasaların, kanunların üzerinde göremez. Onun için kanuna ve yasaya uymak zorundadır. Bu işçiler de liman işi yapıyor, asıl işi yapıyor, asıl liman işçileridir. Onun için bir an evvel arkadaşlarımız kadrolu olarak iş başı yaptırılmalı, sendikalaşma hakkına saygı gösterilmelidir” diye konuştu.

 

“DİRENİŞ SONUCUNDA MERSİN LİMANI SENDİKALAŞMIŞTIR”

TÜMTİS Mersin Şube Başkanı Savaş Gürkan ise 209 gündür taleplerinden vazgeçmediklerini dile getirerek, “Mersin Limanı’nda tam 209 gündür işi, ekmeği, onuru ve çocuklarının geleceği için direnen Liman işçileri ve aileleriyle birlikte bir kez daha güçlü bir şekilde haykırıyoruz; Bu sesimize artık kulak verin, bu hukuksuzluğa son verin. Atılan işçiler geri alınsın, sendika hakkımız tanınsın. Kamuoyunun da yakından bildiği gibi, Mersin Limanı 2007 yılında özelleştirildikten sonra var olan sendikal örgütlülük MİP  (Mersin İnternational Port A.Ş.) tarafından dağıtılarak, limanda işçilerin hiçbir güvencesinin olmadığı, taşeron ve kuralsız bir çalışma düzeni oluşturulmuştur. Bu uygulamalara karşı işçiler geçmişte de önemli mücadeleler vermiştir. Nitekim hatırlanacağı üzere, 2011 yılında sendikamız TÜMTİS’in öncülüğünde bir direniş gerçekleştirilmiş ve direniş sonucunda işçiler taşerondan kadroya alınmış, Mersin Limanı sendikalaşmıştır. Ancak bu çalışma düzeninin yarattığı sorunlar ortadan kalkmamış, aksine farklı biçimlerde devam etmiştir. Bugün de limanda forklift hizmetleri ile yükleme-boşaltma işi yapan MIP’e bağlı Özgüneş işçileri ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına maruz bırakılmıştır. İşçiler, insanca çalışmak ve insanca yaşamak için sendikamızda örgütlenmiş, sendikamız da zorlu bir sürecin ardından bu işyerinde toplu iş sözleşmesi yetkisini alarak TİS görüşmelerine başlamıştır. MIP ve Özgüneş işverenleri, ana firma MIP ile olan ihalenin sona erdiğini gerekçe göstererek 180’i aşkın işçiyi işten çıkarmıştır” ifadelerini kullandı.

 

“MÜCADELE EDEN İŞÇİLER KAZANIR”

Bu süreçte sendika olarak işçilerin yasal haklarını korumak amacıyla hukuki süreç başlattıklarının altını çizen Gürkan, “İşçilerin geri alınarak işbaşı yapmaları için işverene çağrılarda bulunduk; ancak bu çağrılarımız yanıtsız bırakılmıştır. İşveren her ne kadar ‘ihale sözleşmesinin sona erdiğini’ ileri sürse de, burada asıl amacın sendikasızlaştırma olduğu açıktır. MIP ve Özgüneş işverenleri, işçileri en ağır koşullarda çalıştırmak, elleçleme bölümünde kölelik düzeni olan taşeron sistemini devam ettirmek için üyelerimizi işten atmıştır. Ortada bir değil birden fazla hukuksuzluk vardır. İşverenin sendika karşıtı tutumu Çalışma Bakanlığı İş Teftiş Kurulu raporu ile de belgelenmiştir. Bu süreçte sendikamız, yetkili mercileri inceleme başlatmaya çağırmış; yapılan incelemeler sonucunda işverenin baskıları ve sendika düşmanlığı belgelenmiştir.  Çalışma Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen raporda, MIP’nin sendikal örgütlenmeyi tasfiye amacıyla hareket ettiği, Özgüneş Taşımacılık ile olan sözleşmesini bu nedenle uzatmadığı tespit edilmiş ve MIP’e idari para cezası uygulanmıştır. Ayrıca MIP’nin, sendika üyesi olmayan işçileri başka taşeronlara aktararak çalıştırmaya devam ettiği; sendika üyesi olan ve üyelikten istifa etmeyi kabul etmeyen işçileri ise işten çıkardığı belirlenmiştir. MIP’in,  Özgüneş Taşımacılık ile danışıklı şekilde yürüttüğü bu süreçte, LDH Liman Deniz Hizmetleri Ltd. Şti. üzerinden hileli alt işverenlik ilişkisinin sürdürüldüğü de ortaya konmuştur. İş Kanunu’na göre asıl iş, alt işverene devredilemez. Mersin Limanı’nın elleçleme bölümü asıl iş olan liman hizmetlerinin bir parçasıdır, taşerona devredilemez. Dolayısı ile taşeronda çalışan üyelerimiz limanın asıl işini yapmakta olup kadrolu olarak çalıştırılmaları gerekmektedir. MIP bugüne kadar suç işleyerek üyelerimizi taşeronda çalıştırmaktadır. Her türlü baskı ve engellemeye rağmen mücadelemizi kararlılıkla sürdürdük, sürdürmeye de devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ancak mücadele eden işçiler kazanır. Taleplerimiz nettir; atılan işçiler işlerine kadrolu ve sendikalı olarak geri dönmelidir. Alacakları ve bu dönemdeki kayıpları iade edilmelidir. Taleplerimiz yerine gelene kadar ve mücadelemiz kazanımla sonuçlanana kadar buradayız; yan yana, omuz omuza olmaya devam edeceğiz” dedi.

 


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber