HEDİYE EROĞLU
Akdeniz’i ele geçiren mikroplastik atıklar Mersin halkını ayağa kaldırdı! Silifke’den ses yükselen Mersin Çevre Platformu, defalarca yaptıkları uyarılara rağmen harekete geçmeyen yetkililere ateş püskürdü.
“5 YILDIR İTHAL PLASTİK ATIKLARIN YARATTIĞI ÇEVRE FELAKETİNE DİKKAT ÇEKİYORUZ”
Silifke ilçesi Susanoğlu Mahallesindeki Harnuplu Kahvehanesinde basın açıklaması yapan platform adına açıklamayı okuyan Mersin Çevre Derneği (MERÇED) Silifke Temsilcisi avukat Ayşe Doğan, “Bugün burada yalnızca çevreyi değil; insan sağlığını, denizlerimizi, çocuklarımızın geleceğini savunmak için toplandık” dedi.
Yaklaşık 5 yıldır ithal plastik atıkların ülkemizde yarattığı çevre felaketine dikkat çektiklerinin dile getiren Doğan, “Yerel yönetimlere başvurduk, ilgili bakanlıklara başvurduk, uluslararası sözleşmelerin sekreteryalarına başvurduk ve ilgili kamu kurumlarını ithal plastik atıkların neden olduğu çevre ve halk sağlığı tehdidi konusunda defalarca uyardık.
“UYARILARA RAĞMEN ÖNLEM ALINMADI, KİRLİLİK ÇEVRE FELAKETİNE DÖNÜŞTÜ”
Ancak bütün uyarılarımıza rağmen maalesef gerekli önlemler alınmadı. Ne yazık ki bugün dile getirdiğimiz tehlike Akdeniz de ve kıyılarda artık gözle görülür bir plastik atık kirliliği çevre felaketine dönüşmüş durumdadır.
Plastik ve Mikroplastik kirliliği artık yalnızca belirli bölgelerde değil, İskenderun Körfezi'nden Mersin kıyılarına, oradan Antalya-Kumluca sahillerine kadar Akdeniz'in geniş bir bölümünde açıkça görülmektedir. Bugün Halkımız plastik atıklarla zehirlenen denizin suyunda yüzmektedir.
“PLASTİK PARÇACIKLARI BESİN ZİNCİRİ YOLUYLA SOFRALARIMIZA KADAR ULAŞMAKTA”
Üstelik sahillerde gördüğümüz plastik parçacıkları buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Asıl tehlike deniz suyunun içinde görünmeyen milyonlarca mikroplastik parçacıklarıdır. Bunlar balıklara, kabuklulara ve diğer deniz canlılarına geçmekte; besin zinciri yoluyla sofralarımıza kadar ulaşmaktadır.
Bilimsel araştırmalar mikroplastiklerin artık içme suyunda, gıdalarda, insan kanında ve plasentada dahi tespit edildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle mikroplastik sorunu yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir” dedi.
“TÜRKİYE, AVRUPA'NIN ÇÖP BERTARAF MERKEZİ DEĞİLDİR”
Avrupa ülkelerinin kendi çevre yüklerini azaltmak, karbon emisyonlarını düşürmek ve plastik atıklarının oluşturduğu çevresel maliyetlerden kurtulmak için çöplerini ülkemize gönderdiğini belirten Ayşe Doğan, “Biz bunu kabul etmiyoruz. Türkiye, Avrupa'nın çöp bertaraf merkezi değildir. Plastik geri dönüşümü adı altında yürütülen faaliyetler yalnızca mikroplastik kirliliğine yol açmamaktadır. Yetersiz denetim nedeniyle oluşan baca gazları havamızı kirletmekte, yeterince arıtılmayan atıksular denizlerimize ulaşmakta, geri kazanılamayan plastikler ise kaçak ve vahşi yöntemlerle yakılarak toprağı ve havayı zehirlemektedir.
“AVRUPA'DAN PLASTİK ATIK İTHALATI DERHAL DURDURULMALI. TEK KULLANIMLIK PLASTİKLER YASAKLANMALI”
Çevre Kanunu'nun amacı çevreyi korumaktır. Ancak bugün yaşanan tablo, bu amacın gereği gibi yerine getirilmediğini göstermektedir. Buradan tüm yetkili kurumlara açık çağrımızdır: Avrupa'dan plastik atık ithalatı derhal durdurulmalıdır. Tek kullanımlık plastikler yasaklanmalıdır. Mikroplastik kirliliğinin boyutunu belirlemek amacıyla kapsamlı bilimsel araştırmalar başlatılmalı, sonuçlar şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Plastik geri dönüşüm tesisleri çevre mevzuatı yönünden yeniden ve etkin biçimde denetlenmelidir. Emisyon kontrolü ve etkin atıksu arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin faaliyetleri durdurulmalıdır. Deşarj standartlarını sağlamayan işletmelerin çevre izinleri ve faaliyet lisansları iptal edilmelidir.
MESKİ’YE ATIKSULARI ETKİN ŞEKİLDE DENETLEME ÇAĞRISI
Mersin ve Adana Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdareleri, plastik geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan atıksuları etkin şekilde denetlemelidir.
Geri kazanılamayan plastik atıkların kaçak olarak yakılmasına son verilmeli, sorumlular hakkında ağır idari ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Bizler çocuklarımızın mikroplastiklerle kirlenmiş bir çevrede yaşamasını istemiyoruz. Denizlerimizin, kıyılarımızın, toprağımızın ve havamızın kirletilmesine sessiz kalmayacağız. Bugün yaşanan çevre felaketinin bedelini gelecek kuşakların ödemesine izin vermeyeceğiz.
“BU MÜCADELE GELECEK KUŞAKLARIN YAŞAM HAKKI MÜCADELESİ”
Bu mücadele yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı mücadelesidir. Temiz bir çevre, sağlıklı bir toplum ve yaşanabilir bir gelecek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Herkesi; bilim insanlarını, yerel yönetimleri, kamu kurumlarını, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve tüm yurttaşlarımızı Akdeniz'i, kıyılarımızı ve yaşamı birlikte savunmaya davet ediyoruz. Çünkü temiz deniz, temiz hava ve temiz toprak bir ayrıcalık değil, en temel insan hakkıdır. Ne ülkemiz Avrupa'nın çöplüğüdür! Ne de biz sömürge ülkesiyiz! Akdeniz sahipsiz değildir!” diye konuştu.