Hediye Eroğlu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Değişiklik, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile onaylı imar planı hükümlerine uygun olan kıyı alanlarını kapsıyor.
Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Bakanlıkça uygun görülecek kıyı ve sahil şeritlerinin bakım, onarım, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarına ilişkin işlemler, belediyeler ve mahalli idare birliklerinin yanı sıra Bakanlığın ilgili birimleri tarafından da yürütülebilecek.
Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerine bu alanlar düzenlenecek protokol ile kiraya verilebilecek. Düzenlemeyle, kıyıların Anayasa'da yer aldığı şekilde halkın ortak kullanımına açık ve kamu yararına kullanılmalarının sağlanması ve bu alanların daha planlı hale gelmesi, belediyeler ile protokol düzenlenemeyen alanlarda meydana gelen işgallerin ve bu işgaller nedeniyle oluşacak tahribatların önlenmesi amaçlandı.
Bakanlık gözetiminde yürütülecek işlemlerle plajların amaç dışı kullanımlarının azaltılması, bu alanlarda yapılması zorunlu ticari üniteler ile duş, gölgelik, soyunma kabini, seyyar tuvalet gibi ihtiyaçların karşılanması sağlanacak. Bu sayede kıyıların amaç dışı kullanımının önlenmesi ve doğal yapılar tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesi gözetilerek vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
“KIYI ALANLARIMIZIN RANTA AÇILMASI VE TİCARİLEŞTİRİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Düzenlemeyi değerlendiren TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri ve Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Yusuf Değirmenci’den, “Kıyılar halkındır! Kıyı alanlarımızın ranta açılması ve ticarileştirilmesi kabul edilemez!” çıkışı geldi.
Kıyıların herhangi bir idarenin gelir elde edeceği taşınmazlar değil, halkın ortak varlığı olduğunu vurgulayan Değirmenci, denizlere, göllere ve kıyılara erişim bir ayrıcalık ya da satın alınabilir bir hizmet değil, herkesin eşit biçimde yararlanması gereken kamusal bir hak olduğunu vurguladı.
“BASİRETSİZ TUTUMLAR NEDENİYLE KIYI İŞGAL EDİLEREK HALKIN KULLANIMA KAPATILMIŞ DURUMDA”
“Anayasamızın 43’üncü maddesine göre kıyıların, devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu vurgulanarak ‘Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir’ hükmü yer almaktadır” diyen Başkan Değirmenci, “Kıyı alanlarında yararlanma konusunda öncelik kamuya verilmesine rağmen, son yıllarda gerek yerel, gerekse merkezi idarelerin basiretsiz tutumları nedeniyle ülkenin kıyı alanları ticari işletmeler tarafından işgal edilerek halkın kullanıma kapatılmış durumdadır. Bu hukuksuzluğa karşı bazı vatandaşlarımızın girişimleri sonucunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu (26.02.2025 tarih, 2022/82 E., 2025/98 K) tarafından verilen karar ile kıyı alanlarından toplumun yararlanmasını engelleyen kişilere karşı ceza davası açılabileceği yönünde karar vermiştir. Bu karar, toplumun geneli tarafından büyük bir kabul görmüştür.
“HALKA AÇIK KIYI VE PLAJLARA VATANDAŞLARIN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN İŞLETMELERE KARŞI VERDİĞİ EMSAL KARAR GEÇERSİZ HALE GETİRİLDİ”
Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun halka açık kıyı ve plajlara vatandaşların girişini engelleyen işletmelere karşı verdiği emsal kararın geçersiz hale getirilerek, kıyı alanların bugün olduğu gibi haksız işgallere, ranta ve talanına olanak sağlanması amacıyla 09 Ağustos 2026 tarihli ve 33335 sayılı Resmî Gazete’de; ‘Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ düzenlemesi yayınlanmıştır.
Yapılan düzenleme ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ‘..uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ve bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler; hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle, bu alanların bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne, bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerine düzenlenecek protokol ile kiraya verilebilir.’ hükmü getirilmiştir.
“ANAYASA’YA AYKIRI YAPILAN BU DÜZENLEME İLE KIYI ALANLARIMIZ DAHA FAZLA RANTA VE TALANA AÇILMAYA DEVAM EDECEK”
Yapılan bu yönetmelik düzenlemesi ile Anayasa’da ‘kıyıları çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir’ hükmüne aykırı olarak “uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ve bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler; hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle’ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlarca işletileceği yönünde düzenleme yapılmıştır. Anayasaya aykırı yapılan bu düzenleme ile kıyı alanlarımız daha fazla ranta ve talana açılmaya devam edecektir” dedi.
“KAMUYA AİT RANTI YÜKSEK ARSA VE ARAZİLERİN BAZI TİCARİ KURULUŞLARA NASIL DEVİR EDİLDİĞİ TARTIŞMA KONUSU”
Bakanlığın, günümüze kadar sürdürdüğü ‘gelir veya hasılat’ paylaşımı yoluyla girdiği ticari ilişkilerin doğru sonuçlar vermediğinin kamuoyu tarafından yakından bilindiğini aktaran Yusuf Değirmenci, özellikle TOKİ, Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ., Emlak Konut GYO gibi ilgili ve ilişkili kurumların kamuya ait rantı yüksek arsa ve arazilerinin bazı ticari kuruluşlara nasıl devir edildiğinin tartışma konusu olduğunu anımsattı. “Benzer uygulamanın kıyı alanları üzerinden de yürütüleceğine ilişkin kaygılar bulunmaktadır” diyen Değirmenci, “Kıyılar herhangi bir idarenin gelir elde edeceği taşınmazlar değil, halkın ortak varlığıdır. Denizlere, göllere ve kıyılara erişim bir ayrıcalık ya da satın alınabilir bir hizmet değil, herkesin eşit biçimde yararlanması gereken kamusal bir haktır.
Kıyılarda bakım, temizlik, güvenlik, duş, tuvalet ve benzeri ihtiyaçların karşılanması da kamusal bir hizmettir. Bu hizmetler kıyıların ticarileştirilmesinin gerekçesi olamaz. Kamunun görevi kıyıları korumak ve kamusal niteliğini güvence altına almaktır.
Düzenlemede yer alan ‘Bakanlıkça uygun görülecek kıyılar’ ve ‘zorunlu ticari ünite’ gibi sınırları belirsiz ifadeler ise idarenin takdir alanını genişletmekte; kıyılar üzerindeki kamusal denetimin zayıflaması ve ticarileşmenin yaygınlaşması riskini büyütmektedir.
“KENTLERİMİZ, ORMANLARIMIZ, MERALARIMIZ, SU VARLIKLARIMIZ VE KIYILARIMIZ PİYASANIN KULLANIMINA SUNULACAK RANT ALANLARI DEĞİLDİR”
TMMOB olarak yıllardır savunduğumuz kamucu anlayış açıktır: Kentlerimiz, ormanlarımız, meralarımız, su varlıklarımız ve kıyılarımız piyasanın kullanımına sunulacak rant alanları değildir. Ortak varlıklarımızın kullanımında esas olan gelir elde etmek değil, toplum yararı ve gelecek kuşakların haklarıdır.
Kıyıların yönetiminde esas alınması gereken; merkezi idarenin ticari tercihleri değil, bilimsel planlama, ekolojik koruma, yerel yönetimlerin ve meslek örgütlerinin katılımı, kamusal denetim ve toplum yararıdır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle kıyıların ticarileştirilmesinin önünü açan bu anlayıştan derhal vazgeçilmeli; kıyıların kamusal kullanım hakkını göz ardı eden, Anayasa’ya ve kamu yararı ilkesine aykırı tüm düzenlemeler geri çekilmeli ve bu doğrultudaki mevcut uygulamalara son verilmelidir.
TMMOB olarak kıyılarımızın yapılaşma ve rant baskısından korunması, halkın kıyılara eşit, özgür ve ücretsiz erişiminin güvence altına alınması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Kıyılar halkındır! Kıyılar rant alanı değildir! Kamusal olan satılamaz, ticarileştirilemez!” diye konuştu.