Koray Ünlü
Mersin’in Silifke ilçesi Hacı İshaklı Mahallesi’nde Köselerli Mevkiinde Tisan Koyu’nda Faras İnşaat Yapı San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yürütülen proje kapsamında 139 bloktan oluşan bin 79 konut ile 124 odalı otel inşa ediliyor. Projeye ilişkin imar planı değişikliğine yapılan itirazların ardından açılan iptal davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının ardından dosya istinafa, ardından da Danıştay’a taşındı. Danıştay 6. Dairesi, dosyada bozma kararı verirken yeniden yargılama sürecinin önünü açtı. Kararın ardından Haziran ayında bölgeye giden bilirkişi heyeti keşif gerçekleştirdi. Bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmasının ardından dava dosyası yeniden değerlendirilecek.
“ÇED’TEKİ HİÇBİR KURALA UYULMUYOR”
Çevreci Ayşe Doğan, Tisan’ın dünyanın 13’ncü en güzel koyu olduğunu belirterek, “Çok özgün bir yapısı var. Ayrıca yarım ada içerisinde Afrodisias Antik Kenti kalıntıları var. Aslında bizim olduğu gibi koruyup, gelecek nesillere aktarmamız gereken bir doğa harikası. Ancak burada çok ciddi bir inşaat yağması ile karşı karşıyayız. Biz vahşi inşaatçı diyorduk ama şimdi güncel deyimiyle artık kuyu tipi inşaat diyoruz. Gerçekten insanlar kendilerini kuyuya atılmış gibi hissedecek, çok kötü bir yapılaşma söz konusu. Burada bana ve dosyaya göre de bütün hukuk kuralları ihlal edilmiş durumda. İnşaatın yapımı sırasında da ÇED’teki hiçbir kurula uyulmaması nedeniyle de o yörede yaşayan insanlar çok ciddi psikolojik ve sağlık sorunları yaşamaktadır. Hafriyatları gösterilen alana dökmeleri gerekirken Faras İnşaat şirketi, maliyeti en düşük bir yolla koylara döküyor. Oysaki bu hafriyatların döküldüğü yerler fok üreme alanları, sit alanlarıdır. Bu yönüyle de bir ihlal yaşanıyor. Dinamik patlatmalarla bölgeye çok büyük zarar verildi. Burada çok büyük denetimsizlikte söz konusu. Faras’ın yaptığı ÇED dosyasına uymayan inşaat yapım şekliyle gerçekten doğa zaten bir mağduriyet yaşıyor ama orada yaşayan insanlarda mağdur olmuş durumda. Oradaki insanlar her yere şikayet etmelerine rağmen bir sonuç alamıyor” şeklinde konuştu.

“BİLİRKİŞİ RAPORU GELDİKTEN SONRA YENİDEN MAHKEME OLACAK”
Dava dosyasıyla ilgili de bilgi veren Doğan, “Faras İnşaat Yapı San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait olan Mersin Silifke Hacısaklı Mahallesinde 2 adet taşınmaz var. Bu parsel üzerinde Faras şirketinin yapmış olduğu anlaşma gereğince 139 adet bulaktan oluşan bin 79 konut, 124 odalı bir otel inşaatının yapımı halen devam ediyor. Bununla ilgili bir imar planı değişikli Silifke Belediyesi tarafından onaylanarak Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne gönderildi. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde itirazlara rağmen ilgili imar plan onaylanarak Silifke Belediyesi’ne gönderildi. Bunun üzerine bu kararın iptali için dava açıldı. Bu davada mahkeme tarafından reddedildi. İstinafa başvuruldu. İstinaf da esastan istinaf dosyasını reddetti. Bunun üzerine dosya Danıştay’a taşındı. Danıştay 6. Dairesi de aslında mahkemenin direk yürütmeyi durdurma kararı alması yönünde bir bozma kararı yaptı. O bozma üzerine yeniden bir keşif yapıldı. Şu anda bilirkişi raporu gelmedi. Bilirkişi raporu geldikten sonra mahkeme durumu yeniden bir değerlendirme yapacak” ifadelerini kullandı.

“BURADA BÜYÜK BİR RANT VAR”
Meclis’te alınan kararın bir siyasi tercih olduğunu savunan Doğan, “Açılan davada Mersin İdari Mahkemesi bilirkişi görevlendiriyor. Bilirkişi önce yüksekliği inceliyor. Çünkü yapılan 1/1000 ölçekli imar planındaki en büyük değişiklik tercihli turizm alanlarında otel yapılması halinde emsal 0.90 ve yükseklik 15.50 iken yapılan değişiklikte yoğunluk aynı kalıyor, yükseklik en fazla 5 kat diyor. Bilirkişi bunu detaylı olarak raporuna yazıyor. Sonuçta bizim 15.50 metre olan yüksekliğimiz 20 metreye kadar çıkabilir. Bu hem bir belirsizliktir hemde silueti etkiler. Bilirkişi bunu da inceliyor. Diyor ki siluette kentsel dönüşüm açısından bir değerlendirme yaptığımızda dava dosyası taşınmazın içinde yer alan Tisan planlama bölgesi kısıtlı bir yolla ulaşılabilen, doğal ve kültürel verilerle bütünleşmiş özel bir kültürel peyzaj alanıdır. Yapılaşmaya açılan taşınmazlar dışında kalan alanlar yoğun arkeolojik miras öğeleri bulunmaktadır. Ayrıca bu alanda yer alan koylar ve kıyı-deniz ilişkisi özgün bir doğal yapıya sahiptir. Daha açık ifadeyle dava konusu alanda ve yakın çevresinde yapılaşmanın görsel ve fiziksel etkisinde kalabilecek doğal ve tarihi bir çevre bulunmaktadır. Bu nitelikteki özgür alan içerisinde üretilecek plan kararları çevrenin dokusunu, siluetine zarar vermemelidir. Dolayısıyla mevcuttan daha fazla kat yapılabilecek bir plan değişikli kamu yararı taşımamaktadır deniliyor. İkinci hususta Silifke Belediyesi’nden gelen imar planı değişikliğinde de kıyıda yapılaşma öneriliyor. Kıyı kanuna göre ilk 50 ve ikinci 50 metrede yapılaşma yasaya aykırı. Ancak dava konusu olan planda yapılaşma olanağı tanınmış. Bunun olması için kısmi yapılaşma izni verilmiş olması lazım. Ancak ortada buna yönelik alınmış bir karar yok. Bilirkişi de bunu raporunda belirtmiş yani kıyıda yapılaşma uygun bulunmamış. Burada ayrıca büyük bir rant var. Bu plan yüzde 1’lik DOB’la onaylanmış. Gerçekten bu ciddi bir problem. Hiçbir sosyal donatı, teknik alanı yok. Bütün evler üst üste yapılmış durumda. Bütün arazinin pervasızca kullanılmasının altındaki şey DOB’un yüzde 45 olması gerekirken yüzde 1’e düşürülmesidir” dedi.
Dosyanın bozulmasının çok önemli olduğunun altını çizen Doğan, “Bu çok esaslı bozmadır. Davanın temelinden sarsacak bir karardır. Kısmi yapılaşma kararının olmaması halinde zaten inşaatın yapılabilirliği ortadan kalkacaktır. DOB ile ilgili bir durum ortaya çıkması halinde zaten hiçbir kesinti yapılmadan tüm alanın inşaata açılması bir iptal sebebidir. Aslında bakarsanız şu Danıştay kararından sonra mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesi gerekir” şeklinde konuştu.
Öte yandan çevreciler, Faras inşaatın ormana döktüğü inşaat malzemelerine tepki gösterdi. Yetkilileri göreve çağıran çevreciler, inşaat atıklarının insanların sağlığını bozduğunu savundu.