Mersin 12 Eylül’e karşı demokrasiyi savundu


 

Mersin’de Emek ve Demokrasi Platformu ile 78’liler Hareketi üyeleri, 12 Eylül darbesinin yıldönümünde.“Demokrasi, hukuk ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” mesajı verdi.

Haber Merkezi

 

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile 78’liler Hareketi öncülüğünde, 12 Eylül 1980 darbesinin 46. yıl dönümünde Mersin’de “Darbeciler hesap verene kadar unutturmayacağız” sloganıyla basın açıklaması yapıldı.

12 Eylül’ün demokrasiye, özgürlüklere ve toplumsal hafızaya bıraktığı karanlığı unutmayan emek ve demokrasi bileşenleri, “Demokrasi, hukuk ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” mesajı verdi.

 

“12 EYLÜL’ÜN YARATTIĞI SİYASAL, TOPLUMSAL VE HUKUKSAL DÜZENİN İZLERİ HÂLÂ YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR”

Özgür Çocuk Parkında bir araya gelen platform bileşenleri adına yapılan basın açıklamasını okuyan 78’liler Hareketinden Necdet Kılınç, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin üzerinden 46 yıl geçtiğini, ancak 12 Eylül’ün yarattığı siyasal, toplumsal ve hukuksal düzenin izleri hâlâ yaşamaya devam ettiğini söyledi.

12 Eylül yalnızca tankların sokaklara çıktığı, parlamentonun kapatıldığı, siyasi partilerin ve sendikaların faaliyetlerinin durdurulduğu bir askerî darbe değildir. Aynı zamanda emeğin örgütlü gücünün kırıldığı, grevlerin yasaklandığı, sendikal hakların budandığı, üniversitelerin ve kamusal alanın otoriter bir anlayışla yeniden yapılandırıldığı kapsamlı bir toplumsal dönüşüm programıdır.

Darbenin hedefinde işçiler, kamu emekçileri, öğretmenler, akademisyenler, öğrenciler, sendikacılar, aydınlar ve demokratik muhalefet vardı” dedi.

 

1402’LİKLERDEN KHK İHRAÇLARINA

12 Eylül rejiminin simgelerinden birinin de ‘1402’likler’ olduğunu söyleyen Kılınç, KHK’lara dikkat çekti. 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu üzerinden çok sayıda kamu emekçisi ve akademisyen ‘sakıncalı’ görülerek görevlerinden uzaklaştırıldığını anımsatan Necdet Kılınç, insanların mesleki yeterliliklerinden çok düşünceleri, siyasal tutumları ve demokratik mücadele içerisindeki konumlarının hedef alındığını kaydetti.

 “Aradan yıllar geçti. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde ise bu kez Kanun Hükmünde Kararnamelerle on binlerce kamu emekçisi kamu görevinden çıkarıldı” diyen Kılınç, “Eğitim ve bilim emekçileri de bu sürecin ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı.

 

“SAVUNMA HAKKI, MASUMİYET KARİNESİ, SUÇ VE CEZANIN ŞAHSİLİĞİ, ETKİLİ BAŞVURU HAKKI VE ADİL YARGILANMA İLKESİ DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNİN VAZGEÇİLMEZLERİDİR”

Elbette 12 Eylül askerî darbesinin 1402 uygulamaları ile 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan KHK süreci tarihsel ve hukuksal olarak aynı değildir. Ancak iki dönem arasında görmezden gelinemeyecek bir ortaklık vardır:

Olağanüstü yönetim biçimlerinin kalıcılaştırılması, hukuki güvencelerin zayıflatılması ve kamu emekçilerinin idari kararlarla çalışma hakkından mahrum bırakılması.

 

1402’likler de KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri de yalnızca işlerini kaybetmediler. Ekonomik, mesleki ve toplumsal sonuçları yıllarca devam eden ağır hak kayıplarıyla karşı karşıya kaldılar.

Bu nedenle mesele yalnızca geçmişle hesaplaşmak değildir. Mesele, hukuk devletinin olağanüstü dönemlerde de herkese gerekli güvenceleri sağlamak zorunda olduğunu savunmaktır.

Bir kişiye suç isnat ediliyorsa bunun adresi siyasi iktidarın hazırladığı listeler değil, bağımsız ve tarafsız yargıdır. Savunma hakkı, masumiyet karinesi, suç ve cezanın şahsiliği, etkili başvuru hakkı ve adil yargılanma ilkesi demokratik hukuk devletinin vazgeçilmezleridir.

 

“DARBEYE KARŞI OLMAK, OTORİTERLİĞİN HER BİÇİMİNE KARŞI OLMAKTIR”

Bizim demokrasi anlayışımız seçmeci değildir. 12 Eylül’e karşı çıkarken başka bir darbeyi meşru göremeyiz. Askerî vesayete karşı çıkarken sivil otoriterliğe sessiz kalamayız. Darbecilerin hukuksuzluğunu reddederken olağanüstü hâl gerekçesiyle yapılan hukuksuzlukları savunamayız.

Çünkü demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Demokrasi; örgütlenme özgürlüğüdür Demokrasi; sendikal haktır. Demokrasi; düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Demokrasi; bağımsız yargıdır. Demokrasi; üniversite özerkliğidir. Demokrasi; laikliktir. Demokrasi; basın özgürlüğüdür. Demokrasi; barış içinde birlikte yaşama iradesidir. Demokrasi; emekçilerin karar süreçlerine katılmasıdır.

Ve demokrasi, iktidarı elinde bulunduranların hukukla sınırlandırılmasıdır.

 

12 EYLÜL DÜZENİYLE GERÇEKTEN HESAPLAŞMAK

12 Eylül’le hesaplaşmak yalnızca darbecileri lanetlemek değildir. 12 Eylül’ün emek karşıtı ekonomik düzeniyle, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerle, merkeziyetçi ve otoriter eğitim anlayışıyla, üniversiteleri denetim altında tutan yapılarla, düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlandıran uygulamalarla da hesaplaşmak gerekir. 12 Eylül’ün mirasını taşıyan antidemokratik kurum ve uygulamalar varlığını sürdürürken gerçek bir hesaplaşmadan söz edilemez.

 

“DEMOKRASİ HER GÜN, HER KOŞULDA VE HERKES İÇİN SAVUNULMALIDIR”

Biz eğitim ve bilim emekçileri açısından geçmiş ile bugün arasındaki en önemli ders açıktır: Demokrasi, yalnızca darbeler gerçekleştiğinde hatırlanacak bir kavram değildir. Demokrasi her gün, her koşulda ve herkes için savunulmalıdır. 1402’liklerin yaşadığı hukuksuzlukları unutmuyoruz. Hukuka aykırı biçimde kamu görevinden çıkarılan, yıllarca adalet beklemek zorunda bırakılan KHK’li kamu emekçilerinin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini; haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmaksızın çalışma ve kamu hizmetinde bulunma haklarından mahrum bırakılanların dosyalarının hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde ele alınmasını savunuyoruz.

Çünkü işimizi geri istemek, adalet istemektir. Çünkü savunma hakkını istemek, demokrasi istemektir. Çünkü hukukun üstünlüğünü savunmak, darbelere karşı mücadelenin ayrılmaz parçasıdır.

 

“UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

Unutmadık, unutturmayacağız! 12 Eylül’ün işkencehanelerini, cezaevlerini, idamlarını, yasaklarını, 1402’likleri ve emeğin örgütlü gücüne yönelik saldırıları unutmadık. Darbelerle, OHAL rejimleriyle ve hukuku askıya alan yönetim anlayışlarıyla gerçek anlamda hesaplaşılmadan demokratik bir Türkiye kurulamaz. Bizler dün olduğu gibi bugün de askeri ya da sivil, açık ya da örtülü her türlü darbeci ve otoriter anlayışın karşısında; emeği, barışı, özgürlüğü, laikliği, eşitliği ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz.

Darbelere karşı demokrasi! Baskıya karşı özgürlük! Tasfiyelere karşı hukuk ve adalet! Savaşa karşı barış! Sömürüye karşı emeğin örgütlü mücadelesi! 46. yılında 12 Eylül’ü unutmadık, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz!” diye konuştu.


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber