HEDİYE EROĞLU
Mersin Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Edvar Mum, katıldığı bir televizyon programında bölge ve kentin ekonomik gelişimine dair önemli açıklamalarda bulundu.
“TÜRKİYE- MERSİN MERKEZDE AMA ULAŞIM AĞI DESTEKLENMELİ”
Coğrafyaya bakıldığında Türkiye’nin ve Mersin’in merkezde yer aldığını söyleyen Mum, “Çok uzak kıtaları dışarıda bırakacak olursak biz şu anda bulunduğumuz konum itibariyle merkezde sayılırız. Bunu destekleyecek unsur çok önemli. Sadece teşvik görmek değil, ulaşım bağlantısı da çok önemli. Yatırımcı bir yere gittiği zaman bazı ülkeler teşvikler veriyor ama yatırımcının sorduğu ilk soru şu; ‘Ulaşım nasıl?’. Verimli bir ulaşım ağınız varsa yatırımcı geliyor yoksa gelmiyor” dedi.
“MEVZUAT İSTİKRARLI OLMALI”
Ayrıca yatırımcı çekebilmek için mevzuat istikrarının da çok önemli olduğunu aktaran Edvar Mum, bu durumun özellikle serbest bölgeler için hayati öneme sahi olduğunu aktardı.
“Mersin Serbest Bölgesi kurulduğunda yurt dışından gelip, organizasyon yapımıza baktılar, imkanlarımızı dinlediler. Ve arkasında da bize sordukları soru şu oldu; ‘Bu mevzuat değişir mi?’. Çünkü yatırımcı için en önemli konulardan biri mevzuat istikrarıdır.
Bu anlamda Türkiye’de 2004 yılında bir mevzuat değişikliği yapıldı. Türkiye'de serbest bölgelerin ilk kuruluşunda bütün faaliyetler vergiden istisnaydı. Ancak 2004’de yapılan düzenlemeyle bazı faaliyetler özellikle üretim faaliyetlerinde vergi istisnaları kaldırıldı. Bazı firmalar o dönem yurt dışındaki serbest bölgeleri tercih ettiler” dedi.
“Uluslararası serbest bölgelerde verilen teşviklerle kendimizinkini mukayese edelim” diyen Mum, “Dünya üzerinde serbest bölgede yatırım kararı almak isteyen bir firma diğer ülkelerdeki serbest bölge teşviklerini de değerlendiriyor. Biz bunlardan bir adım önde olmalıyız ki biz tercih edilelim. Biz teşviklerimizi genişletebilirsek, artırabilirsek daha çok yatırımdan pay alırız” diye konuştu.
“İÇ MALİYET ÜRETİMİ ZORLUYOR”
İç maliyet artışlarının da yatırım tercihinde etkili olduğunu dile getiren Genel Müdür Mum, özellikle emek yoğun sektörlerin bu durumdan önemli oranda etkilendiğini kaydetti.
“İç maliyetler yükselirken enflasyona bağlı olarak esasında önceki yıllarda dövizde daha doğal bir artış vardı” diyen Edvar Mum, “Fakat son dönemde dövizdeki kur farkı artışları baskılanınca yurt dışına çalışan firmalar ürünlerini döviz bazında alıp açma yaprak satıyorlar. Kur sabit kalınca çok baskılanınca karşılığı TL fazla yükselmedi ama iç maliyetler yükseldi. Maalesef bu firmalar fiyat tutunmada zorluk çektiler.
Ve bir kısmı yurt dışına giderek üretim yapmayı tercih ettiler. Ancak son zamanlarda bize geri dönüşler yaşanıyor. Biz kur da biraz daha iyi şeyler yapabilirsek firmalar için cazip yerler yaratabiliriz. Bu sektörler emek yoğun sektörler ve istihdama önemli oranda katkı sağlıyorlar. Bunu dikkate alarak bundan sonraki süreci biraz daha pozitif yöne çevirebiliriz.
MERSİN, ÜRETİM VE İSTİHDAMA KATKI SUNAN FİRMALARA ÖNCELİK VERİYOR
Zaten bakanlıkla da bu konuda yaptığımız görüşmelerde öncelikli olarak üretim faaliyetlerini ön planda çıkararak, artırarak özellikle ihracata ve istihdama katkı sağlayan bir yapı hedefleniyor.
Ülkemizin en çok ihtiyacı olan şeyler üretim, ihracat ve istihdamdır. Bu durum ilimizin ve ülkemizin lehine olacaktır. Biz de daha çok bu yönde faaliyet göstermek isteyen firmaların bölgemizde yer alması konusunda çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.
Mersin Serbest Bölgesi’nin Dünya Serbest Bölgeler Örgütü üyesi olduğunu da anımsatan Mum, kentin sahip olduğu imkanlara dair yapılan görüşmelerde bu coğrafyadaki tercihlerin kendilerinden yana kullanılması hususunda temasları olduğunu aktardı.
“MERSİN SERBEST BÖLGE, SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA MODELİNE SAHİP”
“Uluslararası bazda yapılan görüşmelerde de aynı şekilde yönlendirmeler yapıyoruz” diyen Edvar Mum, “Zaten bunu, buna destek sağlayan bir husus da şu oldu. Biz 2000'li yılların başında uluslararası kuruluşlar tarafından incelendik. Ve bu incelemenin karşılığında da dünyada 150'den fazla ülkede 3000'den fazla serbest bölge içerisinde 50 serbest bölge sürdürülebilir kalkınma modeli olarak seçildi. Ve dünya üzerindeki 300'den fazla serbest bölge içerisinde 50 serbest bölgeden biri de Mersin Serbest Bölgesi oldu. Ve sürdürülebilir kalkınma hedefi model bölge seçildi ve bize bir sertifika verildi. Esasında bu bizim etiketimiz oldu. Bu çok kıymetli. Bu da işte o görüşmelerin ve çalışmanın ifadesi” ifadelerini kullandı.
Mersin Serbest Bölgesi’nin çoklu ticareti öngören bir yapıda hizmet verdiğini anımsatan Genel Müdür Mum, ilk kuruluş yıllardan itibaren teknolojik yönde de faaliyetlerde bulunduğunu kaydetti.
“MERSİN ÇOK AZ ÜLKENİN SAHİP OLDUĞU KONUM VE İMKANLARA SAHİP”
Mersin’in uluslar arası arenada çok önemli bir kent olduğunu vurgulayan Edvar Mum, “Gerçekten bugün çok az ülkenin veya bir serbest bölgenin sahip olduğu konuma ve ulaşım bağlantılarına sahibiz. Arıca yanı başımızda Mersin Limanı var. Limanın sahip olduğu denizyolu bağlantılarının düzenli altyapı yapan gemilerin sayıları ve buna bağlı işlemler çok önemli. Bir de Mersin’in içerisinde gerçekten çok güçlü bir kara taşımacılığı kapasitesi var. Bu her ilde yok ve Mersin bunu çok uzun yıllardan beri uygulamakta. Bu bizim için önemli bir kriter. Bu vesileyle Mersin'in ön planda olduğunu düşünüyoruz.
“YÜZDE 100 DOLULUK ORANINA ULAŞTIK, GENİŞLEME ALANIMIZ YOK”
Ancak kentin dezavantajları olduğunu da söyleyen Edvar Mum, “Uzun vadeli yatırım alanı oluşturacak rezervlerin önceden yapılmış olması bizim dezavantaj çünkü mesela şu anda biz artık yüzde 100 doluluk oranına ulaştık.
Yeni yatırım alanları açısından genişleme şansımız çok fazla olmuyor. O sebeple farklı coğrafyalarda bir yeni bölge kurulması konusunda çalışma yapılıyor. Bu da dezavantajlar içerisinde yer alıyor esasında. Önceki dönemlerde daha fazla yatırım alan rezervleri oluşturulsaydı bu bizim avantajımız olurdu.
ORTA DOĞU’DA SAVAŞ MERSİN’E YATIRIM İLGİSİNİ ARTTIRDI
Bu dezavantajın etkilerini azaltabilmek için mevcut alanların daha verimli kullanılarak, ticari döngüyü arttırmak istiyoruz. Bir de mevcut kapalı alanların ilgili ihtisas sahibi firmalara tahsis edilmesi ve kiralanması da önemli değerler yaratabilir. Şu andaki çalışmamız buna yönelik. Çünkü burada hazineye intikal alanlar var. Bunlar içinde daha verimli, üretime, teknolojiye dönük yatırımların oluşması konusunda çalışmalar var.
Çünkü son dönemlerde Orta Doğu'daki problemler sebebiyle bizim güvenli liman olarak görünmemiz sebebiyle yabancı yatırımcılar tarafından yatırım talepleri oluşmaya başladı” şeklinde konuştu.