Koray Ünlü
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Barış Komisyonu, barış sürecine ilişkin taleplerini Mersin’de Maliye binası önünde düzenlediği basın açıklamasıyla dile getirdi. “Barış emeği, emek barışı güçlendirir” başlığıyla yapılan açıklamada, çatışmasızlık ortamının kalıcı barışa dönüştürülmesi gerektiği belirtilirken, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması, demokratik ve hukuki düzenlemelerle desteklenmesi istendi. Grup adına konuşan MYK üyesi Barış komisyonu sözcüsü Bekir Sıtkı Keçeci, son 2 yıldır, Türkiye’de ve Kürt illerinde çatışmalar nedeniyle insanlar ölmediğini ve evlere ateş düşmediğini vurgulayarak, “1 Ekim 2024 tarihinde başlayan süreç, PKK’nin silah bırakma ve kendini feshetme kararıyla somut bir aşamaya evrilmiş, silahların susmasıyla birlikte gelişen ‘çatışmasızlık ortamı’, toplum tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Pasif barış olarak da adlandıracağımız bu sürecin olumlu yönde ivmelenerek, demokratik-hukuki adımların atılacağı koşulların yaratılması ve böylece aktif barışa geçilmesi sağlanmalıdır. Unutulmasın ki, Kürt sorununun çözümü yaşadığımız coğrafyadaki herkesin yararınadır. Özetle ifade edecek olursak: çatışmalar olmayacağı için, öncelikle en temel hak olan yaşam hakkı ihlal edilmeyecek ve insanlar bu nedenle ölmeyecektir. Devletin çatışma ortamındaki askeri harcamalarına ayıracakları kaynakların, tüm emekçilerin geçim-yaşam koşullarına aktarılması zorlanarak, nispi de olsa refah bir ortam oluşacaktır. Barışın toplumsal içkinliğinin gelişmesine bağlı olarak, demokratik ve hoşgörü ortamı yaratılacağından, kadına yönelik şiddet azalacak ve kadın-çocuk istismarları minimuma inecektir. Tüm bunların yanı sıra, kendi insanıyla barışan devlet ‘doğayla barışmaya’ da zorlanarak, çevreye ve doğal yaşama zarar verecek her türden tehdit azalacak ve ekolojik sistemin kendi mecrasında sürmesi sağlanabilecektir.
“BARIŞ EMEKÇİLERİN YARARINADIR”
Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, ‘Barış emekçilerin yararınadır!’ Yaklaşık 40 yıldır devam eden çatışmalı süreçte, devletin yaklaşık 800 milyar (bazı kaynaklara göre 1 trilyon) dolar askeri bütçeye kaynak aktardığı bilinmektedir. Çatışmasızlık ortamının kalıcı barışa evrildiği noktada, yıllık ortalama 20 milyar doların büyük kısmının emekçilere aktarılması sağlandığında, emekçilerin yaşam koşullarında bir iyileşme olacağı aşikardır. Günümüzde, açlık sınırının 50 bin TL ve yoksulluk sınırının 125 bin TL civarında olduğu bilinmektedir. Asgari ücretin 28 bin TL ve en düşük emekli maaşının 23 bin TL olduğu düşünüldüğünde, milyonlarca emekçi ve ailesi, açlık sınırının altında yaşamaktadır. Bu kesimlerin barınma koşulları oldukça kötüdür! Yanı sıra, aileler sağlıksız beslenmekte ve çocukların çoğu okula aç gitmektedir. Keza, çalışma koşullarının elverişsiz olması ve özellikle kadın-çocuk emeğinin güvencesiz oluşu, iş cinayetlerini ve işçi intiharlarını artırmış, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İŞİG) Meclisi’nin verilerine göre son iki yılda en az 95 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirmiştir. Emekçi kesimde hal böyle iken, zenginin daha fazla zenginleştiği ve sadece fon vurgunu nedeniyle 1 trilyon TL’nin (20 milyar dolar) zenginlerin kasasına aktarıldığı ve bu paraların çoğunun da tırlarla yurtdışına kaçırıldığı kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Açlığın, yoksulluğun, işçi ölümlerinin panzehiri kalıcı barıştır! Kalıcı barışın, yaşadığımız coğrafyada egemen olması için, barış toplumsallaştırılmalı ve sadece barışın taraflarından olan Kürt Halkı değil, savaşın karşısında olan herkes bu barışı kalıcı kılmak için çaba göstermelidir. İşte, emek cephesinin rolü burada öne çıkmaktadır. Barış için ‘’üretimden gelen gücü’’nü de kullanmaktan kaçınmaması gereken emekçiler, barışa güç katacaktır. Ve kalıcı barış, emekçilerin ‘’kendisi için sınıf’’ olabilme koşullarını güçlendirecektir.
“KAYYUM UYGUMASINA SON VERİLMELİ”
İnsan Hakları Derneği olarak, kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için atılması gereken öncelikli adımları kısaca vurgularsak: İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin yaşam koşullarını iyileştirecek düzenlenmeler acilen yapılmalı ve hiçbir emekçi, yoksulluk sınırının altında yaşamamalıdır! Fon vurgunu ve yolsuzluk yapanlar, etkin bir soruşturma yapılarak hukuk önünde hesap vermeli ve geriye dönük tüm yolsuzluklar, hırsızlıklar soruşturulmalıdır! Hukuk devletinin yeniden inşası ve hukuki güvenlik ilkesi gereğince AİHM ve AYM kararlarının gereği yerine getirilmelidir. Kayyım uygulamasına son verilerek, kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir. KHK ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir. Belediye Başkanları, siyasi aktörler, gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcilerine yönelik yargısal tacizden vazgeçilmeli, tutuksuz yargılama bütün yargısal süreçlerde esas alınmalıdır. Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir. Sendikalaşma, düşünce özgürlüğü, gösteri ve yürüyüşü düzenleyen uygulamalar, evrensel hukukla örtüşük olmalı ve yasaklayıcı tüm engeller kaldırılmalıdır! Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, TCK ve ilgili mevzuat, AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir. Ayrıca, evrensel hukuk ilkeleri Anayasa ve hukuk normlarına egemen olmalıdır. Tüm bunların yanısıra, ekoloji ve doğa talanına son verilmelidir! İnsan Hakları Derneği olarak, çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsatın kalıcı bir barışa dönüşmesi için siyasi ve hukuki adımların mümkün olan en kısa süre içinde hayata geçirilmesi talebimizi yineliyoruz. Tüm emekçileri, kendilerine güç katacak kalıcı barış için de emek harcamaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.