İHD üyelerinden belediyelere yönelik baskılara son verilmesi çağrısı


 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi üyeleri, sahaya inerek belediyelere yönelik baskıların ve seçilmiş iradeye müdahalelerin sona ermesi çağrısında bulundular. Yapılan basın açıklamasında, yerel demokrasiye, halkın seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmesi istendi.

Koray Ünlü

 

İHD Mersin Şubesi üyeleri, belediyelere yönelik operasyonlara karşı Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptılar. Demokrasi, seçme ve seçilme hakkına vurgu yapılan açıklamayı İHD Mersin Şubesi Eş Başkanı Zeynep Kaya okudu. Kaya, Türkiye’de yerel yönetimlere yönelik operasyonların, belediye başkanlarının gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarının, ardından görevlerinden uzaklaştırılmaları uygulamalarının, demokratik toplum düzeni ve insan hakları bakımından ciddi kaygılara neden olduğunu söyledi.

Mersin Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik 1 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyon kapsamında belediye başkanlarının gözaltına alınmaları, devamında tutuklanmaları ve görevlerinden uzaklaştırılmalarının, yerel demokrasinin geleceği açısından önemli bir tartışmayı yeniden gündeme getirdiğini belirten Kaya, “6 Ekim’de Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu belediye yöneticilerinin tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılmaları, halkın seçim yoluyla ortaya koyduğu iradenin korunmasına ilişkin kaygıları derinleştirmiştir.

İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha vurguluyoruz: Hukuk devleti ilkesinin gereği, yalnızca soruşturma yürütülmesi değil; adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, savunma hakkının ve demokratik temsilin de güvence altına alınmasıdır. Hiç kimse suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ortaya konulmadan suçlu ilan edilemez; seçilmiş yöneticilere ilişkin işlemler de hukukun evrensel ilkelerinden bağımsız değerlendirilemez” dedi.

 

YEREL YÖNETİMLER DEMOKRASİNİN TEMELİDİR

Yerel yönetimlerin, yalnızca belediye hizmetlerinin yürütüldüğü idari kurumlar olmadığının altını çizen Kaya, “Aynı zamanda halkın kendi yaşamına, kentine ve geleceğine ilişkin kararlara katılmasının en önemli demokratik araçlarından biridir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yurttaşlar oylarıyla tercihlerini ortaya koymuş, yerel yönetimlerin kimler tarafından yürütüleceğine karar vermiştir. Seçimle oluşan bu irade, demokratik meşruiyetin temel unsurlarındandır. Halkın seçtiği temsilcilerin görev yapabilmesi, seçme ve seçilme hakkının yalnızca sandık günü kullanılan bir hak olmaktan çıkarak gerçek ve etkili biçimde korunması anlamına gelir.

Belediyelerin halkın ihtiyaçlarına göre hizmet üretmesi, kent kaynaklarının kamu yararı doğrultusunda kullanılması, kadınların, çocukların, engellilerin, emekçilerin, yoksulların ve dezavantajlı grupların karar süreçlerine katılması, yerel demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Yerel yönetimlerin demokratik niteliği, halkın iradesinin korunması kadar, hesap verebilirlik, şeffaflık ve katılımcılıkla da güçlenir. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddialar varsa bunlar elbette bağımsız, tarafsız ve hukuka uygun biçimde soruşturulmalıdır. Ancak soruşturma yürütülmesi ile seçilmiş iradenin etkisizleştirilmesi birbirine karıştırılmamalıdır” diye konuştu.

 

SEÇİLMİŞLERİN GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILMASI YEREL DEMOKRASİYİ ZEDELEMEKTEDİR

Kaya, uzun süredir farklı kentlerde seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınmaları, tutuklanmaları, görevden uzaklaştırılmaları ve bazı belediyelere kayyım atanması uygulamalarının, Türkiye’de yerel demokrasinin sürekliliği konusunda ciddi sorunlar yarattığını kaydetti. Kaya, “Özellikle seçilmiş temsilcilerin yargı süreçleri devam ederken görevlerinden uzaklaştırılması ve yerlerine halkın oyuyla seçilmemiş yöneticilerin getirilmesi, yalnızca ilgili belediye başkanlarını değil, o kentte yaşayan bütün yurttaşları ilgilendiren bir hak meselesidir.

Seçimle iş başına gelmiş yöneticilerin görev yapamaması, halkın yerel yönetim üzerindeki demokratik denetim imkanını sınırlandırmakta; seçmenlerin tercihleri ile yönetim pratiği arasındaki bağı zayıflatmaktadır. Kayyım uygulamaları ve seçilmişlerin görevden alınması, kalıcı ve olağan bir yönetim biçimine dönüşmemelidir.

Demokratik hukuk devletinde idari yetkiler, yargısal güvencelerin ve temel hakların yerine geçemez. Geçici tedbirler, hukukun amacıyla sınırlı olmalı; ölçülülük, gereklilik ve etkili yargısal denetim ilkelerine uygun biçimde uygulanmalıdır. Seçilmiş bir yöneticinin görevinden uzaklaştırılması, hukuki dayanağı, gerekçesi ve demokratik temsil üzerindeki sonuçları bakımından titizlikle değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

 

MASUMİYET KARİNESİ VE ADİL YARGILANMA HAKKI KORUNMALIDIR

Bir kişi hakkında soruşturma açılması veya tutuklama kararı verilmesinin, o kişinin suçluluğunun kesinleştiği anlamına gelmediğini belirten Kaya, “Masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez güvenceleridir. İHD olarak, kamu görevlileri ve seçilmiş yöneticiler hakkındaki iddiaların hukuka uygun biçimde araştırılmasına karşı değiliz. Ancak soruşturmaların siyasi görüş, parti kimliği veya seçmen tercihi üzerinden ayrımcılığa yol açmaması; benzer durumlarda hukuk kurallarının eşit uygulanması; tutuklamanın istisnai bir tedbir olarak değerlendirilmesi ve herkesin etkili savunma imkanına sahip olması gerektiğini hatırlatıyoruz. Yargı süreçlerinin kamuoyunda oluşturduğu etkiler de göz ardı edilemez. Operasyonlar, gözaltılar ve görevden uzaklaştırmalar yoluyla seçilmiş yönetimlerin işlevsizleşmesi, demokratik katılım ve ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle yürütülen işlemlerin hukuki dayanakları ve demokratik haklar üzerindeki etkileri şeffaf biçimde değerlendirilmeli; bağımsız yargı denetimi güvence altına alınmalıdır.”

 

HALKIN İRADESİ, BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ

Türkiye’nin demokratikleşmesi, toplumsal barışın güçlenmesi ve farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesi, hak ve özgürlüklerin eksiksiz korunmasına bağlıdır. Barış ve demokratik toplum hedefinin tartışıldığı bir dönemde, seçilmiş temsilcilerin görev yapabilmesinin güvence altına alınması, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Toplumsal barış, yalnızca çatışmasızlık ortamıyla değil; adaletin, hukukun, eşitliğin ve demokratik katılımın güçlendirilmesiyle mümkündür. Halkın oyuyla belirlediği temsilcilerin iradesinin korunmadığı, yerel yönetimlerin idari müdahalelerle etkisizleştirildiği bir ortamda demokratik güvenin güçlenmesi mümkün değildir. İnsan hakları savunuculuğunun temel sorumluluğu, kim tarafından ve hangi siyasi gerekçeyle olursa olsun, hak ihlali risklerine karşı durmak; herkes için eşit hukuk güvencesini savunmak ve demokratik toplumun temel ilkelerini korumaktır” dedi.

 

TALEPLER SIRALANDI

İHD Mersin Şubesi olarak taleplerini de sıralayan Kaya, “Belediye başkanlarına ve belediye yöneticilerine yönelik tüm adli ve idari işlemlerin hukuk devleti, masumiyet karinesi, adil yargılanma ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yürütülmesini,

Gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin zorunluluk, gereklilik ve ölçülülük esaslarına uygun uygulanmasını; tutuksuz yargılamanın esas alınmasını,

Seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve kayyım atanması uygulamalarına son verilmesini; görevden alınan seçilmiş temsilcilerin hukuki durumlarının etkili biçimde incelenmesini ve hukuki engel bulunmayanların görevlerine iadesini,

Halkın seçme ve seçilme hakkına, yerel yönetimlerin demokratik meşruiyetine ve yerel özerkliğe saygı gösterilmesini,

Belediye yönetimlerine ilişkin iddiaların bağımsız, tarafsız ve şeffaf soruşturmalarla aydınlatılmasını; soruşturmaların siyasi ayrımcılık ve baskı aracı olarak kullanılmamasını,

Kayyım uygulamalarının demokratik temsil, eşit yurttaşlık ve insan hakları üzerindeki etkilerinin giderilmesini; yerel yönetimlerin halkın katılımına açık ve hesap verebilir biçimde çalışmasının güvence altına alınmasını,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesini,

Demokratik siyasetin alanını daraltan uygulamalara son verilmesini; toplumsal barışın, hukuk güvencesinin ve çoğulcu demokrasinin güçlendirilmesini talep ediyoruz.

İnsan hakları, seçilmişlerin ve seçmenlerin hakları, yalnızca belirli bir siyasi kesimin değil, bütün toplumun ortak güvencesidir. Bir kentte yaşayan yurttaşların oylarıyla belirlediği yönetimin demokratik meşruiyetine saygı gösterilmesi, hukuk devletinin ve toplumsal barışın temel koşullarındandır. Hukuk, yalnızca soruşturma yürütme yetkisi değil; hakları koruma, adaleti sağlama ve iktidarı hukukla sınırlama yükümlülüğüdür.

İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi olarak, halkın seçme ve seçilme hakkını, yerel demokrasiyi, adil yargılanma hakkını ve temel özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA