image
Mitat ÇELİK

Tarih : 5.10.2020  E-Mail : haberciniz33@gmail.com


huseyin-rahmi-gurpinar

Edebiyatçının yaşamı eserine dahildir, diyenlerdenim. Bu yüzden, yazarlar, şairler, ressamlar ve hatta bestecilerin (ki onlar da yazardır), eserleri kadar hayatları da incelenmeli. Bu konuda çokça eksiğimiz var. Ayrıca yazarların günlük tutmaması, meseleyi daha zorlaştırmakta. Bu hususta kent yönetimlerine işler düşmekte. Örneğin, yazarlar, şairler, bir dönem yaşasalar da evleri müzeye çevrilip, gündelik eşyaları koruma altına alınmalı. Diyeceksiniz ki Nerdeeee, hakkınız var, Ahmet Ada gibi bir edebiyat devinin yolu Mersin’den geçti, kimin haberi var. Rafet Van, Doğan Akça, liste uzayıp gider. Diğer illerimizde de durum aynı.

Neyse ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Heybeliada’daki evi zamanında müzeye çevrilerek, hatıraları, gündelik hayatına dair alışkanlıkları, kayıt altına alındı. 8 Mart 1944 yılında hayata gözlerini yumduğunda ise eserlerinin yanı sıra, reçelli dondurmaları, göz nuru, el emeği dantellerini, geride bıraktı. Türk Edebiyatı’nın böylesine mizah ustasının geride bıraktıklarına tanıklık etmek, paha biçilmez değerde…

Siz de bilirsiniz ki toplumsal mizah, gözlem ve bilgiye dayalıdır. Akıp giden hayatın, sokakların, mekanların, bin bir çeşit insanın, bilgisinden bahsediyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, pek çok eserinde alafrangalık olarak tanımlanan döneminin Batı izleğini toplumsal değişimde takip ederek mizahını yapar. Bunu elbette Batı karşıtlığı üzerinden yapmaz. Özellikle 1911 yılında kaleme aldığı Şıpsevdi romanının önsözünde, okura, hangi alafrangalık sorusunun cevabını da verir. Bu yazıdan bir bölümünü sizler için alıntılıyorum; “İstibdat, bizde kaç senedir kütüphaneleri kapattı. Çocukların kalbine vatan sevgisi salan, düşünceyi geliştiren dersleri kaldırdı. Öğretimin düzenini bozdu… bir milletin manevi gıdası, mevcudiyetinin ve geleceğinin zemini olan her tür yayını yasakladı”. Devamında ise bilgi edinmenin yolu olarak tercüme eserlerinden başka olanak kalmadığını, bu doğrultuda yayınlar satan kitabevlerinin çoğaldığını söyler. Cumhuriyetin kuruluşuna henüz 12 yıl var.  

17 Ağustos 1864 yılında doğan Gürpınar, hayatına 41 roman, 9 öykü ve 4 oyun sığdırdı. Müzmin bir bekar olarak Heybiliada’daki evinde yaşadı, yine aynı adada Abbas Paşa Mezarlığına defnedildi.

İyi olanı anmanın mutlulukla ilgisi olmalı. Saygıyla…

Gençlerimizin çoğunluğu, tıpkı o yıllarda olduğu gibi bilimi ve eğitimi yurtdışında aradığına göre Hüseyin Rahmi Gürpınar ile dönemsel benzerliklerimiz örtüşmekte. Batı’nın bilimi, eğitimi, üniversiteleri, kütüphaneleri, müzeleri vs. bir model olarak karşımızda dururken, artık çöp olan nükleer enerji santrallerini, sanayi ya da evsel her türden atıklarını almıyor muyuz?

Demek ki, karikatürize edilmeyi bekleyen kahramanlarıyla gülünçlükler çağına yeniden girdik.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA