Bugünlerde ülkece zor bir sınavdan geçiyoruz.
Hak, hukuk, adalet arayışıyla sokaklara inen genci yaşlısı, emeklisi çalışanı, solcusu sağcısı; günlerdir ve gecelerdir ülkenin dört bir yanından ses yükseltiyor.
Demokrasi için, bağımsız yargı için, eşitlik için, adalet için, insanca yaşam için atılıyor sloganlar.
Umudumuz güzel yarınlar için elbette..
Ama ben bu haftaki yazımda hem ülkemiz hem bölgemiz hem de Mersin için çok önemli bir başka konuya dikkat çekeceğim.
Kuraklık..
***
İklim değişiklikleri, azalan su kaynakları, artan doğal felaketler, hızla eriyen buzullar; şimdilik tek yaşam alanımız olan dünyamızı hızla ve geri dönüşü giderek zorlaşan bir sona doğru götürüyor.
Depremler, seller, yangınlar, fırtınalar, kasırgalar dönülmez akşamın ufkunda olduğumuzu haykırıyor adeta..
İklim değişiklikleri su krizini tetikliyor..
İklim krizi beraberinde kuraklığa da getiriyor..
Türkiye ve özellikle Akdeniz Bölgesi de bu olumsuz gidişten payına düşeni alıyor ne yazık ki..
Yapılan son analizler; Mersin’imizin ve bereketli topraklara sahip Çukurova’nın tam göbeğinde yer aldığı bölgede ‘şiddetli kuraklık’ tehlikesini adeta gözümüze sokuyor ama ne gören var ne duyan ne de bu konuda bir adım atan.
***
21 Mart’ta Dünya Ormancılık Gününü, 22 Mart’ta Dünya Su Gününü kutladık.
Ancak, şu bir gerçek ki; her daim suyuyla övünen Türkiye’de artık suyumuz büyük risk altında.
Türkiye, adım adım su fakiri olma yolunda ilerliyor.
Azalan, dengesizleşen yağışlar ne toprağı doyuruyor ne barajları.
Evet barajlarımız alarm veriyor.
Uzmanlar sürekli uyarıyor; 2030’dan sonra Türkiye’nin ‘su fakiri ülkeler’ arasında yer alabileceğini, bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini haykırıyor.
Su krizi giderek büyüyor.
Ama bu konudaki farkındalık en alt düzeyde.
***
Öte yandan hem ülkemizde hem tüm dünyada orman varlığı giderek azalıyor.
Her yıl yangınlarda milyonlarca hektar orman kül olup gidiyor.
TEMA Vakfı, son 30 yılda dünyada 5,5 Türkiye büyüklüğüne denk gelen 420 milyon hektar orman alanının kaybedildiğini ve her yıl yaklaşık 10 milyon hektar ormanın yok olduğunu açıkladı.
İklim kriziyle mücadelenin odağında yer alan ormanlarımızı kaybediyoruz.
İklim kriziyle su varlıklarımızı kaybediyoruz.
***
Mersin ve Çukurova, risk haritasında ‘şiddetli kuraklık’ riskinin tam da göbeğinde yer alıyor.
Tehlike çoktan geldi kapımıza dayandı.
Tarım alanlarımızı kaybetmemek, suyumuzu kaybetmemek, ormanlarımızı kaybetmemek hepimiz için hem bir zorunluluk hem de çok önemli bir sorumluluktur.
Yaşamımız, geleceğimiz, Mersin’imiz, ülkemiz, dünyamız, hemen şimdi atılacak ciddi adımlara, alınacak önlemlere bağlıdır.
Tehlike kapımızda, heeeyyy!...