Yerel basın ne için vardır sorusu ile başlayayım haftanın son yazısına.
Elbet herkesin kendine göre bir cevabı vardır.
Benimkisi basittir.
Başta kendisinin de içinde bulunduğu yaşam alanı olan şehrine sahip çıkmak, koruyup, kollamak için derim.
İyiyi, kötüyü ayırt eder.
Duyurur, bilgilendirir.
Kötüyü eleştirir.
Yöneticileri uyarır.
İyiyi teşvik eder.
Vitrine koyar, daha da iyisini ister.
Bunlar doğal görevidir.
Yapar.
Yapmalıdır.
Şehrin gazetecisidir çünkü.
Ama;
Biz de pek öyle olmaz.
Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine durumu bizim yerel gazetecilerimiz için söylenmiştir.
Olanları biliriz çoğunlukla.
Bazılarımız niyetlenmez bile.
O bazıları şehri yönettiklerini iddia eden Beyefendilerin gazetecisi olurlar.
Gazetecilik ceketi bol gelir onlara.
Neresinden çekseler düzeltemezler.
Hep bir tarafı yamuk kalır bu tiplerin gazeteciliği.
Ceket normaldir aslında.
Ama bizim sözde gazetecilerin anatomisi sıkıntılıdır.
Durmaz.
Yakışmaz.
Sel suları gibi akar gider üzerlerinden.
Parayı görür, yandaş olurlar.
Işığı görüp yoldaş olurlar.
En iş bilmezleri bile trol olur kapısına bağlandıkları Beyefendiler için sağa sola çemkirip dururlar.
Sorsanız;
Ekmaaağımıza bakıyoruz derler.
Mesela;
Bir belediyede ahlak dışı işler yapılır, dedikodular ayyuka çıkarda bunlar görmez, duymaz adeta işbirlikçiliğe soyunurlar.
Bir başka yerel yönetimde A’dan Z’ye yönetim kadroları değişir. Adeta deprem olur.
Duymaz, görmez, bilmez dümenlerine yatarlar.
Bir başkası mesela;
Sorsanız farklı yaşam biçimlerine saygı falan filan der, eveler geveler.
Aslında kendi kültürüne dinamit koyar, korunması, kollanması, gözümüz gibi bakmamız gereken köyün orta yerine alkollü alan açmaya kalkar.
Bizimkiler yine görmez, duymaz, bilmez.
Bir diğeri makam odası maceraları ile ünlüdür yine.
Bizim sözde şehir gazetecileri arasında bu işler gece yarısı dizileri tadında anlatılır, gülünür, eğlenilir, ağızlara sakız edilir de; iki satır da olsa yazılmaz nedense.
Lay lay lom yazılarla başkanlara gülücükler gönderilir.
Takla at bakayım denmesine bile gerek yoktur.
Bizimkiler doğuştan taklacıdır zaten.
Başkana yakın olmak iyidir.
Başkanın adamı olmak daha da iyidir.
Ne de olsa bu şehir onların değildir.
Başkanların çiftliğidir.
Eğlenin gari!..
**
Sevdiğim Laflar:
“BAL’IN OLSUN SİNEK BAĞDAT’TAN BİLE GELİR!..”