Toroslar zor coğrafya… Dağı var, yamacı var, yolu var, yokuşu var. Belediyecilik açısından bakınca “hizmet götürmek zor” cümlesi kulağa gayet makul geliyor. Ama gel gör ki işin pratiğinde başka bir tablo var: Hizmet götürmek zor, fakat parayı götürmek sanki oldukça kolay.
Denetim komisyonunun raporu, klasik “her şey usulüne uygun” cümlesinin arkasına saklanamayacak kadar renkli, hatta yer yer dramatik bir tablo çiziyor. Öyle ki insan raporu okurken “Bu kadar da olmaz” demek istiyor, ama sayfalar ilerledikçe “Demek ki oluyormuş” noktasına geliyor.
Mesela iftar organizasyonu… Maneviyatın, paylaşmanın, dayanışmanın zirve yaptığı o mübarek sofralar… 2.7 milyon liralık bir harcama. Emsali 1 milyon liraymış. Demek ki burada sadece oruçlar değil, bütçe de açılmış. İftar sofraları bereketlidir derler ama bu kadar bereket biraz fazla kaçmış olabilir.
Bir de döner meselesi var. Bildiğiniz döner. Ama ihale süreci biraz “karışık soslu.” Döner için teklif alınan yerler arasında ciğerci var, pideci var… İnsan sormadan edemiyor: Sırada tatlıcıdan alınacak kebap teklifi mi var? Bu gidişle menü geniş, mantık dar.
Organizasyonlar deseniz, tanıdık yüzlere adeta abone olmuş. Aynı firmalar, aynı işler, aynı sonuçlar… Değişmeyen tek şey, değişmesi gereken düzen.
Özel kalem ise adının hakkını vermiş: Gerçekten “özel.” Harcamalar da bir o kadar özel. Hele sosyal medya için ayrılan yaklaşık 1 milyon liranın 8 ayda “sosyal geziye çıkıp geri dönmemesi” var ki… Bu paraya algoritma bile “beni bu işe karıştırmayın” der.
Ve gelelim en “kıllı” meseleye… Yörük şenliği için kiralanan kıl çadırlar. İki gün kullanılmış, bedel neredeyse 1 milyon lira. Kıl çadır tamam da, bu kadarına kıl olmamak mümkün değil. Nitekim bazı meclis üyeleri de aynı hissiyata kapılmış olacak ki, konuyu gündeme taşımışlar. Haklılar… Çünkü burada kıl çadırdan çok, kılı kırk yaran bir hesap bekleniyor.
Bütün bu tabloya bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor: Hizmet mi zor, yoksa hesap vermek mi?
Çünkü ortada dolaşan iddia şu: Halka hizmet için ayrılan kaynaklar, hizmetten çok başka yerlere akıyor olabilir. Ve bu iddia, iftar sofrasında iştah kaçıran bir detay gibi… Hani yemeğin içinden bir kıl çıkar ya, işte tam olarak öyle. Küçük bir detay gibi görünür ama bütün mideyi bulandırır.
Şimdi mesele şu: Bu kıl, sadece bir şüphe mi, yoksa gerçekten o yemeğin içinden mi çıktı?
Cevabını vermek, laf cambazlığıyla değil; şeffaflıkla, hesapla, belgelerle mümkün.
Çünkü Toroslar’ın yolları ne kadar sarp olursa olsun, gerçeklerin yolu dümdüzdür. Yeter ki o yola çıkmaya niyet olsun.