Mersin kadar nüfusu olmayan ülkeler madalya toplarken; koskoca Türkiye, son olimpiyatlardan tek bir altın madalya bile alamadan, boynu bükük döndü. Herhalde bundan ders çıkarmış olmalıyız ki, Yetenek tarama faaliyetleri başladı.
Ama çoğu işimizde olduğu gibi yine o tanıdık tabloyla karşı karşıyayız:
“Türk gibi başlıyoruz, Alman gibi bitiremiyoruz ”
Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın birlikte yürüttüğü “Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı” kâğıt üzerinde düzgün, hedefleri itibarıyla da kıymetli bir çalışma.
Amaç Doğru, Yöntem Yarım
Programın hedefi açık:
Spor kültürünü tabana yaymak, yeteneği erken yaşta keşfetmek ve çocuğu doğru branşa yönlendirmek.
Buna kim itiraz edebilir?
Sorun niyette değil.
Sorun, işi ölçüp biçip, devlet memuru zihniyetiyle işi sahiplenmemizde,
Sistemi test etmemekte, geri bildirim almamakta, eksik kalan yerleri tamamlamamakta. Her işimizde olduğu gibi…
Özellikle 9 yaş grubu yetenek taramaları sahaya indiğinde, ciddi ve sistematik bir boşluk olduğunu gözlemledim.
Resmî Taramalar Neyi Ölçüyor?
Mevcut taramalarda çocuğun:
- Boyu, kilosu, oturma yüksekliği
- Kulaç açıklığı, esnekliği
- Dikey sıçraması, el pençe kuvveti
- Sağlık topu atışı, çabukluk ve sürati
milim milim, saniye saniye ölçülüyor.
Bilimsel mi? Evet.
Gerekli mi? Evet.
Peki yeterli mi? Kesinlikle hayır.
Peki Ne Yok? Bu devasa spor veri havuzunda çocuğun “insani” tarafı yok.
Resmî dokümanlarda ve uygulama kılavuzlarında şu başlıklara rastlayamadım:
- Psikolojik değerlendirme
- Mental dayanıklılık ölçümü
- Kişilik ve mizaç analizi (aile, okul rehberlik birimi işbirliğinde)
- Motivasyon ve sosyal uyum gözlemi
- Sağlıklı Antrenör-Aile-Çocuk iş birliği modeli
Bu bir yorum değil, tespittir.
Sistem çocuğun ne kadar hızlı koştuğunu biliyor,
ama baskı altında ne hissettiğini bilmiyor.
Dünya Ne Yapıyor?
Dünya artık sporcuyu sadece beden olarak görmüyor.
Beden + zihin + mizaç bir bütün olarak ele alınıyor.