Mersin, siyasi tercihlerin özgürce yapıldığı, insanların kime oy vereceğine kendi iradesiyle karar verdiği bir kenttir. Burada seçmen sandığa gider, tercihini yapar ve ardından hayatına devam eder. Çünkü demokrasinin özü de budur.
Ancak son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan gelişmeler, sadece parti üyelerini değil, seçmeni de ciddi anlamda etkilemeye başlamış durumda. Genel merkezde yaşanan tartışmalar, karşılıklı açıklamalar ve bitmek bilmeyen iç çekişmeler, yerelde de kendisini hissettiriyor.
Daha düne kadar aynı kürsülerden övgüler dizilen isimlerin bugün ağır eleştirilerin hedefi haline gelmesi, hatta bazı kesimler tarafından "hain" olarak nitelendirilmesi seçmenin kafasını karıştırıyor. Siyasette görüş ayrılıkları olabilir, fikir çatışmaları yaşanabilir. Ancak bu durumun sürekli bir hesaplaşmaya dönüşmesi, partiye de seçmene de zarar veriyor.
Vatandaşın beklentisi oldukça açık. İnsanlar kendi sorunlarının konuşulmasını, ekonomik sıkıntılara çözüm üretilmesini, yerel yönetimlerin ve siyasi aktörlerin hizmet yarışına girmesini istiyor. Sürekli olarak parti içi tartışmaların gündemi meşgul etmesi ise seçmenin siyasete olan güvenini zedeliyor.
Elbette her siyasi partinin kendi içinde farklı görüşleri olabilir. Bu demokrasinin doğal sonucudur. Ancak ayrışmanın ve bölünmenin kimseye fayda sağlamadığı da ortadadır. Eğer yaşanan gelişmeler bazı çevrelerin işine geliyorsa buna yapılabilecek çok fazla şey olmayabilir. Fakat unutulmaması gereken bir gerçek var: Vatandaş bu tablodan memnun değil.
Siyaset kurumu, özellikle de halktan destek isteyen partiler, seçmenin sesine kulak vermek zorundadır. Çünkü günü geldiğinde son sözü söyleyecek olan ne parti içindeki gruplardır ne de kulislerdir. Son sözü yine millet söyleyecektir.