CHP ve mutlak butlan meselesine ülkece öyle bir kilitlendik ki; etrafımızdaki diğer olayları adeta unuttuk gitti.
Bunlardan bir tanesi de şehrimizde, yani gözümüzün önünde yaşanıyor.
Mersin Limanında.
Burnumuzun ucunda.
Ellerinden alınan ekmeklerinin mücadelesini veren 185 emekçi ekmeklerini geri alabilmek adına aylardır mücadele veriyor.
Olayı özetleyeyim:
Mersin Limanı’nda faaliyet gösteren bir lojistik firması bünyesinde çalışan 185 işçinin, Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılmalarının ardından başlattıkları direniş sürüyor. İşlerine geri dönmek için mücadelelerini sürdüren işçiler, liman önündeki bekleyişlerine devam ediyor.
Mersin Limanı'nın girişinde tam aylardır aynı manzara yaşanıyor.
Sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını öne süren 185 işçi, aylardır işe geri dönmek için mücadele veriyor. Direnişlerinin aylardır kararlılıkla sürdüğünü belirten TÜMTİS Mersin Şube Başkanı Savaş Gürkan, işçilerin anayasal haklarını kullanarak sendikaya üye olduklarını, ancak bu nedenle işlerinden çıkarıldıklarını anlatıyor. Gürkan, “Sendika anayasal bir haktır. Arkadaşlarımız bu haklarını kullandıkları için işlerinden çıkarıldı. Biz de hem Mersin Limanı A Kapısı önünde hem de şirket yönetim binasının önünde işe geri dönüş mücadelesi veriyoruz. Bu mücadele artık sadece iş ve ekmek mücadelesi değil, aynı zamanda bir onur mücadelesine dönüşmüş durumda” diyerek son durumu özetliyor.
Özetliyor da;
Sonuç alma adına gelişme olmadığı da ortada.
Bakanlık müfettişleri “hak ihlali” yapıldığı yönünde görüş bildirmiş.
Hukuki adımlar atılmış.
İşe iade ve tazminat davaları var.
Kurumlar ile görüşmeler sürdürülmeye çalışılıyor.
Ulaştırma Bakanlığı ve Mersin Valiliği nezdindeki girişimlerin sürdüğünü söylüyor sendika başkanı savaş Gürkan.
İşçilerin tek talebi sendikalı olarak yeniden işlerine dönmek.
Ama;
Liman yönetimi susuyor.
Muhatap şirket susuyor.
Şehir susuyor.
Sendika başkanı ne diyor:
“Biz bu mücadeleyi yalnızca işçiler adına değil, Mersin işçileri ve Türkiye işçi sınıfı adına da sürdürüyoruz.”
Garabet burada;
Adı geçen işçi sınıfı da susuyor.
Sendikalar ilgisiz.
İş dünyası görmüyor, duymuyor.
Siyasi partiler sessiz.
185 İşçi kaderleriyle baş başa bırakılmış gibi.
Bu şehre yakışmıyor yaşananlar.
İş dünyasına yakışmıyor.
Mücadeleyi uzaktan izlemeyi tercih eden sendikalara yakışmıyor.
Mangalda kül bırakmayan partilere yakışmıyor.
Hamasete gelince hiç durmadan konuşan siyasetçilere yakışmıyor.
185 Emekçinin ortada bırakılmaları bu şehirde hiç kimseyi ilgilendirmiyor ne yazık ki.
Kör, sağır, dilsiz olmuşuz kısacası.
Yazık ki, yazık.
**
Sevdiğim laflar:
“DOKUZ AYIN ÇARŞAMBASI BİR ARAYA GELMEZ!..”