Verdi kavurmayı halka, dedi: "Ettir bu et!"
Meğer yarış atıymış; kader mi, hikmet mi?
Sofrada at kişnerken, çipli kimlik gösterdi:
söylettiler!!!
"A han da Ben burdayım!" deyü.
Yandaş dedi: “Ben yemedim. ‘’
Candaş dedi: ’’Gerekirse yemişimdir efendim.”
Tomar tomar şartname, İzahatı bol madde,
Kâğıtta var her malumat, Kilerde yok löp et.
Mühürlü evrak yığın, İhale usulünce,
Mukayyit, lâkayd, Kayıt-kuyudat, Bilâ-kayd,
Kazanda derbeder.
Kepçe kepçe alır, günde kırk kazan yerler,
Bir lokma düşer halka, içindeki “hakikatim” der.
Koşar gelir dörtnala, Sorumlu aranırken,
us kaybolur- iki ara- bir derede.
Sorarsın: "Kim mesuldür?"
Dış kapı: "ihale benden geçti, imza başka!"
Yan kapı: "Onay yukarıdan, ben evrakçıyım ağa!"
Çaprazdaki kapı çalınsa da, zil bozuk, tabela silik,
zemin kaygan!
Sonrakinden fırça: "Dosyada adım yok, arşivde kayıp!"
Yaldızlı kapı: "Enkaz devraldık, Vebal-günah eski yönetimin!"
Tunç kapıya varırsın, “kapı yok, duvar dik, -yukarıdan adamlı- ”
Nihayeti-soğuk duvarda, der-kenar malumat yazı:
"SORUMLU YOK, BULAN İVEDİ BİZE MÜRACAAT"
Şehr-i Emin der mağdurum, Celep-i Keşân der masumum,
Her kapıda bir bahane, Matbuatta çeşnili yorum.
Sevk Zincirinin kalbi kırık, kalmış od içre ortada,
kimse suçlu değil; bu memlekette kusur yok,
Yalnızca "sorumlu sorumsuz" var,
işte bu kadar! Dağılın!
HİCİVNAME İSTILAHLARI (SÖZLÜK-TERİM)Şehr-i Emin: Osmanlı’da belediye başkanı Celep-i Keşân: Et tedarikçileri. Mukayyit: Kayıt tutan memur Der-kenar: Resmi bir yazının kenarına veya altına düşülen kısa not Kayıt-Kuyudat: Resmî kayıt işlemlerinin genel adı Od: Eski Türkçede ateş kriz, kaos Us: Akıl, sağduyu Matbuat: Basın, yayın.