Mersinliler olarak “sahipsiz kent” lafını dillerimizden hiç eksik etmeyiz.
Nedeni basittir.
Kötü yönetiliyoruz yıllardır.
Hem de olağanüstü kötü.
Bu nedenle küçük sorunlar bile büyüyor, içinden çıkılmaz devasa sorunlara dönüşüyor.
Kısacası yöneten beyinler bu şehrinde, sorunların gerisinde kalıyor doğal olarak.
Yıllar boyu hep böyle gidince koca Mersin sorunların pençesinde kıvranıyor, boğuluyor, belini doğrultamıyor.
Ekonomisinden, sporuna, sosyal yaşamından, sanatına, doğasına, eğitiminden sporuna dibe vuran bir şehir oluyoruz haliyle.
Son yirmi beş yıldır sürekli bir gerileme içerisinde hep cepten yiyerek yaşıyoruz.
Geldiğimiz nokta ortada.
Her yönü ile standartları yerlerde sürüklenen bir kentin yaşayanlarıyız ne yazık ki.
Hal böyleyken;
Bu şehri yönetenleri dinliyoruz, okuyoruz aklımız duruyor, kendimizden şüpheye düşüyoruz.
Bu beyefendilere göre bu şehir şahlanıyor.
Bir numara oluyor.
Harikayız.
Şahaneyiz.
Markayız.
Dizi dizi inciyiz, güzellikte birinciyiz.
Şehir halkı olarak memnuniyetlere garkoluyoruz.
Bu minvalde masturbasyon çekip duruyor yandaşlar, yoldaşlar, liboşlar.
Gazeteler hep pembe.
TV’ler, radyolar mesut, bahtiyar.
Çalgı da çengide kafalar.
“Gerçekler öyle değil” diyenler ise küstürülmeye, sindirilmeye, yalnızlaştırılmaya çalışılıyor aynı içi tıntın bocit kafalarca.
Siyaset gömleğinin çıkarlarının kent yaşayanının haklarından daha öne çıkarılması, yandaş-yoldaş yalakalığının hakimiyeti normal yaşam biçimi haline getiriliyor.
Öngörüsüz, çapsız, yetersiz insanların yönetim biçiminin değil de, hangi partili olduğunun tartışılması bayağılığı ile bir yere varmamız söz konusu olamaz, olamıyor da.
Tok gözlülerin değil ama aç gözlülerin bu şehirde kral olmasının sebepleri üzerinde tartışmamız gerekirken “ekmeğime bakarım” diyenlerin gazeteci ve belediye meclis üyesi olmaları ilginçlikten de öte korkutucu ve gelecek adına endişe verici bir olgudur bugün.
Demem o ki;
Umutsuzluk, bıkkınlık hakim bu kentin her yerine.
Ben az söyleyeyim, siz çok anlayın gari..
Rahmetli Süleyman Demirel’den kalan meşhur “dün dündür” lafı ile başlarız ya işimize gelmeyen durumlardan kurtulmak için.
Oysa Mersin’de “bugünde hep dündür.”
**
Sevdiğim laflar:
“ARPA EKEN BUĞDAY BİÇMEZ!..”