İlk yazımızda Mersin'in görünmeyen tehlikesini konuştuk. Mikroplastikleri… Denizin sessiz çığlığını…
Bilim insanlarının yıllardır yaptığı uyarıları…
Batıda Taşucu'ndan doğuda Karataş'a kadar uzanan Mersin Körfezi Türkiye’nin ortak doğal mirasıdır.
Ancak herkesin sorumluluğu olduğu yerde, bazen kimse sorumluluk almıyormuş gibi bir tablo ortaya çıkar.
İşte asıl tehlike budur…Büyükşehir Belediyesi kıyıları temizliyor.İlçe belediyeleri kendi sınırlarında çalışmalar yürütüyor.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı denetim yetkisine sahip.
Liman işletmeleri çevresel yükümlülükler taşıyorSanayi kuruluşlarının atık yönetimi konusunda sorumlulukları bulunuyor.Vatandaşların da doğayı kirletmeme yükümlülüğü var.
Peki bütün bu görev ve sorumluluklara rağmen neden aynı sorunları her yaz yeniden konuşuyoruz?
Neden bazı dere ağızlarında plastik atıklar birikiyor?Neden yağışlardan sonra denize çöp taşındığına dair görüntüler sosyal medyada dolaşıyor?
Neden tek kullanımlık plastikler hâlâ kıyılarımızın en yaygın atıkları arasında yer alıyor?
Ve en önemlisi… Bu sorunlarla ilgili hangi kurum hangi hedefi koydu?
Bir yıl sonra neyi değiştirmiş olacağız?Kaç ton plastik denize ulaşmadan engellenecek? Kaç dere düzenli izlenecek? Kaç okulda çevre eğitimi verilecek? Kaç işletme daha sık denetlenecek?
Toplumun artık sloganlara değil, ölçülebilir sonuçlara ihtiyacı var. Çünkü çevreyi korumak, yalnızca temizlik kampanyaları düzenlemek değildir. Asıl başarı, çöpün denize hiç ulaşmamasını sağlamaktır.
Bugün dünyanın gelişmiş kıyı kentleri; plastik kullanımını azaltıyor, yağmur suyu hatlarını izliyor, dere ağızlarına atık tutucu sistemler kuruyor, bilim insanlarıyla ortak izleme programları yürütüyor ve elde edilen verileri kamuoyuyla paylaşıyor.
Mersin neden bunu başaramasın? Üniversitesi var. Bilim insanları var. Balıkçıları var. Çevre gönüllüleri var. Yerel yönetimleri var ..Eksik olan bilgi değil.Eksik olan; kararlılık, koordinasyon ve süreklilik.
Bugün Mersin'in ihtiyacı olan şey, birbirini suçlayan kurumlar değil; aynı masada oturan kurumlar…
Çünkü deniz, yetki tartışmalarını beklemez .Kirlilik, bürokrasiyi tanımaz. Her dalga kıyıya yeni bir yük getirirken zaman da sessizce akıp gider. Bugün atılmayan her adım, yarın daha büyük bir maliyet olarak karşımıza çıkar..
Daha kirli bir deniz…Daha az balık…Daha zayıf bir turizm…Daha büyük bir halk sağlığı riski…
Mersin bunu hak etmiyor .Bu şehir; deniziyle anılmalı, denizindeki plastiklerle değil.
Bizler bugün bu soruları sormazsak, yarın çocuklarımız bize tek bir soru soracak!!
Deniz kirlenirken siz neredeydiniz?"
İşte o gün vereceğimiz cevabın bugünden yazıldığı günlerdeyiz. Sınava hazır mısınız? Devam edecek