Ülke olarak uluslararası yarışmalara, müsabakalara katıldığımızda çok şey beklemem , geçmişte çok hayal kırıklığım oldu. Hani insan çocuğunun neye yeteneği var neye yok bilir ya, bende de aynı inançsızlık olur hep..Oysa, katıldığımız her yarışmada , derece almak söz sahibi olmak isterdim.. Yeteri kadar uğraşırsak neden olmasın?
Bir ülkenin büyüklüğü sadece ekonomisiyle ölçülmez. Sahip olduğu gençlerin hayalleriyle…
Bilim insanlarının ürettikleriyle… Sanatçılarının dünyaya bıraktığı eserlerle…
Sporcularının mücadele ruhuyla… Ve uluslararası platformlarda gösterdiği varlıkla da ölçülür.
Bugün dünyanın birçok ülkesi, çocuklarını ve gençlerini yalnızca sınavlara değil; uluslararası bilim olimpiyatlarına, teknoloji yarışmalarına, sanat festivallerine, tasarım organizasyonlarına ve spor müsabakalarına hazırlıyor.
Çünkü biliyorlar ki, bu yarışmalar sadece madalya kazanma yeri değildir.
Orası aynı zamanda fikirlerin yarıştığı, kültürlerin buluştuğu, dostlukların kurulduğu ve geleceğin şekillendiği platformlardır.
Peki, biz bu konuya ne kadar önem veriyoruz?
Elbette son yıllarda sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Organizasyonlar, bilim olimpiyatları, uluslararası spor başarıları ve farklı alanlarda elde edilen dereceler, gençlerimizin potansiyelini açıkça ortaya koyuyor koymasına ..
Ancak başarıyı birkaç parlak örnekle sınırlamak yerine, bunu ülke çapında sürdürülebilir bir kültüre dönüştürmek gerekiyor.
Çünkü her şehirde keşfedilmeyi bekleyen bir bilim insanı… Her okulda dünyaca ünlü olabilecek bir sanatçı…
Her mahallede uluslararası kürsüye çıkabilecek bir sporcu olabilir… Yeter ki onları görebilelim.
Yeter ki fırsat sunabilelim… Uluslararası yarışmalar, aslında bir ülkenin vitrini gibidir…
Orada yalnızca bireyler yarışmaz… Bir eğitim sistemi yarışır…Bir vizyon yarışır…Bir ülkenin geleceğe bakışı yarışır.
Bir Türk öğrencisinin uluslararası bir robotik yarışmasında derece alması, yalnızca onun başarısı değildir.
Bir piyanistin dünya sahnesinde alkışlanması, sadece ailesini gururlandırmaz.
Bir sporcunun göndere bayrağımızı çektirmesi, milyonlarca insanın ortak sevincine dönüşür.
İşte bu yüzden bu organizasyonlara yapılan yatırım, harcama değil; geleceğe yapılan yatırımdır.
Elbette uluslararası yarışmalara katılmak kolay değildir…Maliyet ister…Hazırlık ister…Disiplin ister…İyi eğitim ister.
Ama en önemlisi…..İnanmak ister.Gençlerine güvenen ülkeler, geleceğini de güvence altına alır.
Bizim çocuklarımızın zekâsı, azmi ve yeteneği konusunda hiçbir eksiğimiz yok.
Eksik olan bazen onları doğru zamanda keşfetmek, doğru kişilerle buluşturmak ve yolculuklarında yalnız bırakmamaktır.
Yerel yönetimlerden üniversitelere, özel sektörden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin bu süreçte üstlenebileceği bir rol var.Bir burs…Bir laboratuvar…Bir atölye…Bir danışman…Bazen bir gencin hayatını değiştiren şey, işte bu küçük gibi görünen destekler..Uluslararası yarışmalarda kazanılan her madalya bir sonuçtur.
Asıl başarı ise o madalyaya giden yolu kurabilmektir.Çünkü güçlü ülkeler, tesadüfen kazanan bireylerle değil; sistemli şekilde yetişen nesillerle yükselir..
:Dünyayla yarışacak gençler yetiştirmek için bugün ne yapıyoruz?Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomide değil…
Bilimde…Sanatta…Teknolojide…Sporda…Ve insan yetiştirmede yaşanacak. Bugün gençlerine yatırım yapan ülkeler, yarının dünyasında söz sahibi olacak. Ve inanıyorum ki…Türkiye'nin buna yetecek kadar yeteneği var.
Şimdi o yeteneği destekleyecek iradeyi ve sürekliliği açığa çıkarma ve güçlendirme zamanı…