"Bir toplumun gelişmişliği, ne kadar tükettiğiyle değil; tükettiğini ne kadar yeniden değerlendirebildiğiyle ölçülür. Çünkü bugünün çöpü, yarının hammaddesidir."
Her sabah Mersin'in dört bir yanında çöp kamyonları sokaklara giriyor. Tonlarca evsel atık, ambalaj, organik atık, plastik, cam, metal ve elektronik eşya toplanıyor. Gün sonunda bu atıkların büyük bölümü gözden uzaklaşıyor. Oysa sorun ortadan kalkmıyor; sadece yer değiştiriyor.
Atık, uzun yıllar boyunca yalnızca belediyelerin toplaması gereken bir yük olarak görüldü. Oysa bugün gelişmiş ülkeler atığa bambaşka bir gözle bakıyor. Çünkü artık biliyoruz ki atık, doğru yönetildiğinde çevreyi kirleten bir sorun değil, ekonomiyi besleyen değerli bir kaynaktır.
Yeşil dönüşümün en önemli ayaklarından biri de tam olarak budur..Doğadan aldığımızı, mümkün olduğunca yeniden doğaya ve ekonomiye kazandırmak…
Dünya nüfusu arttıkça tüketim artıyor, tüketim arttıkça atık miktarı da hızla büyüyor.
Tek kullanımlık plastikler, gıda israfı, elektronik atıklar, inşaat molozları ve ambalaj atıkları yalnızca depolama alanlarını doldurmuyor; toprağı, suyu ve havayı da kirletiyor.
Bir plastik şişe doğada yüzlerce yıl kalabiliyor.
Yanlış depolanan organik atıklar metan gazı oluşturarak iklim değişikliğini hızlandırıyor.
Denizlere ulaşan plastikler, balıkları ve diğer deniz canlılarını tehdit ediyor; sonunda da besin zinciri yoluyla yeniden soframıza geliyor.
Bugün "çöp" dediğimiz şeyin önemli bir bölümü aslında geri dönüştürülebilir malzemelerden oluşuyor. Sorun, bunların kaynağında yeterince ayrıştırılamaması ve ekonomik değere dönüştürülememesidir.
Mersin, tarımı, sanayisi, limanı ve turizmiyle hareketli bir şehir... Bu dinamizm beraberinde yüksek miktarda atık üretimini de getiriyor.
Evsel atıkların yanı sıra pazar yerlerinden çıkan organik atıklar, tarımsal üretimden kaynaklanan bitkisel atıklar, liman ve sanayi faaliyetleri, inşaat sektörü ve yaz aylarında artan turizm hareketliliği atık yönetimini daha karmaşık hâle getiriyor.
Yeşil dönüşüm, çöpleri gizlemek değil; onları yeniden ekonomiye kazandırmaktır.
Mersin bu dönüşümü başarırsa, yalnızca daha temiz bir şehir değil, aynı zamanda çevreye duyarlı, üretken ve sürdürülebilir bir ekonomi de inşa edecektir.
Çünkü gerçek zenginlik, tüketmekte değil; yeniden üretebilmektedir.