Mersin’deki vurdumduymazlığı, ataleti vurgulamak için yazmıştım uzunca bir süre önce.
Üzerine ölü toprağı serili bir kent görünümündeydi Mersin.
Bugüne bakıyorum manzara aynı, hatta daha da kötü.
Sıkıntılı zamanlarımda da benim imdadıma yetişir bu yazı.
Hep tazedir çünkü.
Yine öyle oldu.
Yani yine hatırlatmak farz oldu.
Futbol oyununda kalecilerin en zor pozisyonlarıdır yan toplar..
En ufak bir hatalarında kalesinde golü görüverirler..
O yüzden akıllı kaleciler topu alacaklarından emin olmazlarsa kolay kolay yan toplara çıkmazlar..
Günümüzde herkes kaleciler gibi olmuş..
Kimse, yan topa çıkıp da topu alamayınca dımdızlak ortada kalan şaşkın kaleci durumuna düşmek istemiyor..
Sade vatandaşa bir şey diyemem..
O zaten ekmeğinin, yaşamının derdine düşmüş..
Peki kamuya, mesleğine, şehrine ve insanına karşı sorumlu olanlar..
Mesela Gazeteciler.
Sivil toplum kuruluşlarını yönetenler.
Yerel yönetimlerden sorumlu olanlar.
Kamunun etkin koltuklarını işgal edenler.
Politikacı demeyeyim ama yerel siyasiler.
Sermaye guruplarının cüzdanı şişkinleri.
Bunlar, "fikir beyan etme" veya bir fikrin yanında olmak durumunda olması gerekenler değil mi?..
Ama hiçbir netameli konuda devrede yoklar..
Kem kümle durumu geçiştirme konusunda uzmanlaşmış hepsi..
Oysa tamamı bu kentten nemalanmakta..
Varlıkları bu kentin sayesinde..
Kıyılarımızı, denizimizi, tarımımızı, doğal yaşamı, havamızı, suyumuzu bitirecek taş, maden ve mermer ocakları, Nükleer santral, HES'ler, kaçak, göçek inşaatlar, imar yolsuzlukları bir bıçak gibi Mersin'in bağrına saplanırken ortada yoklar..
Belediyelerin yalan yanlış projelerini, havaya saçılan kamu kaynaklarını görmezden gelirler.
Tüm bunlar yan toplardır onlar için..
Bu yüzden ne taraf olurlar, nede fikir beyan ederler..
Mersin'i yönetmeye talip olan siyasilere sorun bu konuları cevap olarak "kem ile küm" alırsınız..
Mersin'i yönetme cesaretleri vardır, ama fikirleri yoktur..
Mersinli'de bunlardan hayır bekler..
Herkes kalecidir bu kentte..
"Yan toplara çıkmazlar.."
**
Sevdiğim Laflar:
“AĞAÇ NE KADAR YÜKSEK OLURSA OLSUN, YAPRAKLARI YİNE DE YERE DÖKÜLÜR.”