CHP’de sular bir türlü durulmuyor. “Mutlak butlan” tartışmasının ardından siyaset sahnesinde perde kapanmadı, aksine yeni bir perde açıldı. Kemal Kılıçdaroğlu süreci ince eleyip sık dokuyarak yönetme derdinde. Özgür Özel liderliğindeki CHP ise yapılanma, kadro ve altyapı çalışmalarını tamamlamaya çalışıyor.
Bu arada CHP’den kopan kopana…
Kimi Yeni Parti’ye geçti, kimi AK Parti’nin yolunu tuttu, kimi de “Ben kendi yoluma bakarım” diyerek bağımsızlığını ilan etti. Anlayacağınız siyasi koridorlar son dönemde epey hareketli. Bir bakıyorsunuz aynı karede olanlar ayrılmış, başka karelerde hiç beklemediğiniz isimler yan yana gelmiş.
Doğal olarak CHP tabanında da “Kim nerede duruyor?” sorusu giderek daha fazla sorulmaya başladı.
İşte tam bu noktada gözler iki belediye başkanına çevrilmişti: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer…
Her iki isim de süreç boyunca farklı bir yerde durdu. Çok konuşmadılar, yüksek perdeden saf tutmadılar. Bu nedenle de bir süre siyasetin gürültüsünden uzak duran isimler olarak dikkat çektiler.
Fakat siyasette sessizlik de bazen başlı başına bir mesajdır.
Hele herkes konuşurken siz konuşmuyorsanız, insanlar sizin yerinize konuşmaya başlar!
Mansur Yavaş açısından tablo artık daha farklı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından başlayan “Acaba?” tartışmaları, sonunda Yavaş’ın CHP’den istifa edip bağımsız olarak yoluna devam edeceğini açıklamasıyla yeni bir boyut kazandı.
Şimdi merak edilen, bağımsız Yavaş’ın bundan sonra nasıl bir siyasi rota izleyeceği.
Ama bir isim daha var ki, bütün bu gelişmelerin ardından üzerindeki mercek iyice büyüdü:
Vahap Seçer…
Seçer şimdilik CHP içerisinde duruyor. Kılıçdaroğlu ile arasındaki mesafeyi korurken Özgür Özel’le siyasi bağını da koparmış değil. Yani ne kapıyı tamamen kapatıyor ne de anahtarı çöpe atıyor!
Bu durum elbette farklı yorumlara açık.
Bana göre Seçer’in mevcut tutumu, acele etmeden gelişmeleri izleyen ve siyasi dengelerin nereye oturacağını görmeye çalışan bir anlayışın işareti olabilir.
Çünkü siyasette erken konuşmanın bazen maliyeti, geç konuşmaktan daha ağırdır.
Bugün bir tarafa atılan adım, yarın başka bir hesabın önüne çıkabilir. Hele CHP’nin kongre sürecine doğru ilerlediği bir dönemde, bugünden yarının siyasi fotoğrafını çekmeye çalışmak biraz da falcılık olur.
Seçer’in önünde de böyle bir denklem var.
Mersin’deki siyasi ağırlığı nedeniyle atacağı her adım yalnızca Mersin’de konuşulmayacaktır. Ankara’da da karşılığı olacaktır. Dolayısıyla Seçer’in “Nereye gidiyorum?” sorusundan önce “Nereye gidileceği kesinleşti mi?” sorusuna baktığını düşünmek mümkün.
Mansur Yavaş’ın tercihiyle birlikte siyaset masasındaki sandalyelerden biri yer değiştirdi.
Şimdi herkes diğer sandalyeye bakıyor:
“Seçer ne yapacak?”
Şimdilik cevabı yok.
Belki de en doğrusu bu…
Çünkü siyaset biraz da zamanlama işidir. Bazen konuşmak cesaret ister, bazen susmak.
Hele ortalık bu kadar karışıksa, insanın bavulunu toplamadan önce trenin hangi istasyona gittiğine bakması fena fikir değildir!
Şimdilik gözler Seçer’de…
Siyasette her an her şey olabilir.
Bekleyip göreceğiz.