Mersin’de ulaşım çile.
Bir yere gitmek; adeta bir kurmay zekâsı, strateji ustalığı ve teknik direktörlük performansı gerektiriyor.
Yola çıkmadan başlıyoruz hesaba:
Saat kaçta yola çıkmalı?
Hangi güzergâhı seçmeli?
Seçtiğimiz hat tıkalıysa; alternatif hattı nereden Seçelim?
Park yeri bulunur mu, bulunmazsa otopark kaç para tutar?
Aracı sokağa bıraksak ceza yer miyiz?
Dükkân önüne park edersek esnafla papaz olur muyuz?
Velhasıl, Mersin’de artık sadece araç kullanmıyoruz; kriz yönetimi alanında mastır yapıyoruz!
Sabah mesai başlangıcı… Akşam mesai bitişi… Ana arterler kilit, kavşaklar kilit. Sürücü gergin, yolcu gergin, otobüs gergin, şehir hepten gergin…
Tüm bu tablonun ortasında birileri çıkıp aklımızla alay edercesine hâlâ şunu diyebiliyor: “Trafik sadece sabah saatlerinde yoğun, diğer saatlerde akıcı.” , ‘’Mersin gibi bir metropolün elbette trafik sorunu olacaktır. Tüm çabamız bu sorun, kangrene dönüşmeden doğru adımları atmak için.’’
Yani trafik kangrene dönüşmeden çözmeye çalışılıyor. Lütfetmişler… Büyük bir aydınlanma yaşadık…
İyi de sayın yöneticiler, biz de zaten o sabah ve akşam saatlerinde işe, okula, hastaneye gidiyoruz!
Şehir hayatının en kritik saatlerinde kilitlenen bu trafiğe karşı Büyükşehir Belediyesi tam olarak ne yapıyor? Birkaç katlı kavşak inşa ederek sorunu çözdüğünü ya da çözebileceğini sananların; bugüne kadar yaptıkları her şeye rağmen trafiğin felç kalmaya devam ettiğini artık idrak etmesi gerekiyor.
Ya akıllarını, ya fikirlerini ya da yöntemlerini değiştirmeliler. Einstein’ın meşhur retoriğiyle meseleyi irdelediğimizde; çözülemeyen bir meseleye hep aynı yöntemle müdahale edip farklı bir sonuç beklemenin akıl ve mantıkla bağdaşmadığı ortadadır.
Bir kavşak daha açmak, birkaç kilometre daha asfalt dökmek çözüm değil. Günü kurtarmak adına atılan her plansız adım, yarının krizini büyütmekten başka bir işe yaramıyor.
Şehrin ulaşımı bir bütün olarak düşünülmek zorunda:
Toplu taşıma gerçekten "toplu" hâle getirilmeli, aynı hat üzerindeki çakışmalar önlenmeli.
İlçe minibüsleri, özel halk otobüsleri ve minibüs hatları birbiriyle bütünleştirilmeli.
Ring hatları kurulmalı, hızlı otobüs sistemleri ve aktarma merkezleri hayata geçirilmeli.
Mahalleden ana ulaşım koridoruna kadar bütünleşik, hızlı ve kolay bir ağ oluşturulmalı.
Mersin, doğu-batı aksında sıkışmış bir şehir. Özellikle derelerin üzerindeki sınırlı geçişler, tüm şehrin trafiğini tıkıyor. Bir noktada tıkanan trafik, kelebek etkisiyle tüm şehri kilitliyor.
Düşünen bir akıl; daha fazla betonu mu, daha fazla asfaltı mı, yoksa özel araca olan bağımlılığı azaltıp toplu taşımayı güçlendirecek bütüncül bir planı mı memnuniyetle SEÇER?
Bir kentin ulaşımını sadece asfalt ve çok katlı kavşaklar ile çözmeye kalkarsanız; gün gelir katlı kavşakların içi de araçla dolar.
Eskiden bir yere giderken “Kaç kilometre?” diye hesaplardık. Mersin’de artık “Kaç saatte gidebiliriz?” diye hesaplıyoruz.
15 kilometrelik yolu toplu ulaşım ile iki saatte alıyorsanız, burada devasa bir problem olduğu artık aşikârdır. İnsanlar işe, okula, hastaneye yetişemiyor.
Çözüm ne? Ulaşım; çok katlı kavşak yapmak ve asfalt dökmek değil, şehrin ulaşımını akılcı, bilimsel ve çağın gereklerine uygun şekilde planlama meselesidir.
O hâlde son sözü şöyle söyleyelim: Belediye otobüsleri yeni ve temiz, sürücüleri kibar ve yardımsever… Ancak ve ancak:
Mersin’in Ulaşım Master Planı nerede?
Varsa neden uygulanmıyor? Uygulanıyor ise bu trafik neden akmıyor.
Biz neden yollarda ömür tüketiyoruz?