image
Raşit DOĞAN

Tarih : 11.10.2026  E-Mail : rasitdogan33@gmail.com


Eski Tarsus’u hatırlayan son nesil miyiz?

Bazı şehirler vardır; sokakları, evleri, ağaçları, dükkânları ve insanlarıyla hafızanıza yerleşir. Yıllar geçer, siz değişirsiniz, şehir değişir ama bir köşede çocukluğunuz yaşamaya devam eder.

 

Tarsus da böyle bir şehirdi.

 

Belki bugün birçoğumuzun özlediği şey sadece eski binalar, eski sokaklar ya da eski dükkânlar değildir. Asıl özlediğimiz, o sokaklarda yaşanan hayattır.

 

Mahalle kültürü vardı bir zamanlar Tarsus'ta. Salçalı ekmeğimizi yer, sokakta oynar, akşam olduğunda annemizin sesi pencerelerden yükselirdi: “Akşam oldu artık hadi eve” Komşunun kapısı çalınır, “Bir ihtiyacın var mı?” diye sorulurdu. Bir evde pişen yemek diğer eve de giderdi. İnsanlar birbirinin adını, hatta birbirinin derdini bilirdi. Kapılar kilitlenmezdi bir de…

 

Şimdi apartmanlarımız daha yüksek, caddelerimiz daha kalabalık, araçlarımız daha fazla… Ama birbirimizi ne kadar tanıyoruz?

 

Eskiden Tarsus'un sokaklarında yürürken tanıdık bir yüzle karşılaşmamak neredeyse mümkün değildi. Esnaf müşterisini sadece alışveriş yapan biri olarak görmezdi. Bakkal, manav, kasap mahallenin bir parçasıydı. Veresiye defteri bile vardı. Bugün ise alışveriş daha hızlı, hayat daha hızlı, insanlar daha aceleci…

 

Ve galiba biz de biraz hızlandık.

 

O eski Tarsus'un tarihi evleri vardı. Avlularında nar, limon, portakal, zeytin ağaçları bulunan; yaz akşamlarında serinliğine sığınılan evler… Ahşap kapıları, taş duvarları, yüksek tavanlarıyla sadece birer yapı değil, birer hayat hikâyesiydi onlar.

 

Şimdi bir kısmı yok. Bir kısmı kaderine terk edilmiş. Bir kısmı da beton yapıların arasında geçmişten kalan birkaç mahcup hatıra gibi duruyor.

 

Tarsus'un eski sinemaları, dükkânları, çarşıları, mahalleleri de yavaş yavaş hafızamızdan siliniyor. Çocukluğumuzun sesleri azalıyor. Sokakların isimleri aynı kalsa bile, sokakların ruhu değişiyor.

 

Elbette şehirler değişecek. Kimse Tarsus'un 40-50 yıl önceki haliyle kalmasını beklemiyor. Değişim hayatın kaçınılmaz bir parçası. Fakat değişmek başka, geçmişini unutmak başka.

 

Bir kent geleceğe yürürken geçmişini de yanında taşımalı. Çünkü geçmişi olmayan şehirlerin geleceği de biraz eksik kalır. Belki de asıl mesele şu: Eski Tarsus'u hatırlayan son nesil miyiz?

 

Eğer öyleyse, çocuklarımıza sadece “Bizim zamanımızda böyleydi” diyerek anlatacağımız bir şehir bırakmamalıyız. Onlara o şehrin hikâyesini, kültürünü, sokaklarını, yemeklerini, geleneklerini ve insan ilişkilerini de bırakmalıyız.

 

Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca beton, asfalt ve binalardan oluşmaz. Şehir biraz da hatırlamaktır.

 

Bir sokağın köşesini görünce çocukluğunuzu hatırlamak, yıllardır görmediğiniz bir esnafın yüzünü zihninizde canlandırmak, eski bir evin önünden geçerken “Burada kimler yaşardı?” diye düşünmektir.

 

Tarsus'un geçmişi çok eski. Ama geçmişin eski olması, onu kendiliğinden korumaya yetmiyor.

 

Bir kentin tarihini kitaplar kadar insanlar da yaşatır. Belki bugün bizim görevimiz, eski Tarsus'u yalnızca özlemek değil; onu hatırlamak, anlatmak ve mümkün olduğu kadar geleceğe taşımaktır.

 

Yoksa bir gün çocuklarımız bize, “Baba, eski Tarsus nasıldı?” diye sorduğunda vereceğimiz cevap sadece birkaç fotoğraf ve birkaç sararmış hatıra olabilir. İşte o zaman gerçekten eski Tarsus'u hatırlayan son nesil olduğumuzu anlayacağız.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber