image
Raşit DOĞAN

Tarih : 25.10.2026  E-Mail : rasitdogan33@gmail.com


tarsusun-kaybolan-sesleri

Her şehrin bir sesi vardır. Kimi zaman bir sokak satıcısının haykırışında, kimi zaman eski bir çarşının uğultusunda, kimi zaman da akşamüstü evlerin pencerelerinden sokağa taşan çocuk seslerinde saklıdır o ses. Bir şehri şehir yapan yalnızca binaları, caddeleri, meydanları değildir; o sesler, o kokular, o insanların birbirine karışan hayatlarıdır.

 

Tarsus’un da kendine özgü sesleri vardı bir zamanlar. Sabahın erken saatlerinde kepenklerini açan esnafın sesi, sokak aralarında dolaşan satıcıların çağrıları, kapı önlerinde sohbet eden komşuların kahkahaları… Bir de sokaklarda top peşinde koşan çocukların bitmek bilmeyen neşesi vardı. Akşam ezanına doğru anneler pencerelerden seslenir, sokaktaki oyunlar yavaş yavaş sona ererdi. Herkes birbirini tanır, bir sesin kime ait olduğunu çoğu zaman görmeden bilirdi.

 

Şimdi durup düşünüyorum da, o seslerin kaçı kaldı geriye? Elbette Tarsus hâlâ yaşıyor. Sokakları kalabalık, caddeleri hareketli, hayat bir şekilde akıp gidiyor. Ancak kalabalık olmakla canlı olmak, gürültüyle hayatın sesini duymak aynı şey değil. Bugünün Tarsus’unda araç kornaları daha yüksek, motor sesleri daha baskın, insanların birbirine ayırdığı zaman ise belki de hiç olmadığı kadar az.

 

Eskiden mahallelerin kendine özgü bir dili vardı. Bakkalın selamı, komşunun hatır sorması, kapı önünde edilen iki çift laf… İnsanlar yalnızca yan yana yaşamaz, birbirlerinin hayatına da dokunurdu. Bir evde hastalık varsa mahalle bilirdi; bir evde düğün varsa sevinç bütün sokağa yayılırdı. Acılar da sevinçler de paylaşılırdı.

 

Şimdi aynı apartmanda yıllarca yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar var. Kapılar daha sağlam, kilitler daha güvenli ama gönüllerin kapısı eskisi kadar açık mı, emin değilim.

 

Tarsus’un eski evleri de o seslerin bir parçasıydı. Avlularda oynayan çocuklar, mutfaklardan yükselen yemek kokuları, yaz akşamlarında kapı önlerine taşan sohbetler… O evler yalnızca taş ve ahşaptan ibaret değildi; içinde hayat biriktiriyordu. Birçoğu bugün sessizliğe gömüldü. Kimisi yıkıldı, kimisi kaderine terk edildi. Duvarları ayakta kalanların bile anlattığı hikâyeleri dinleyecek kaç kişi kaldı?

 

Belki de en çok buna üzülmeli insan: Bir şehrin sesleri kaybolurken, onların yerini neyin aldığını fark edememek…

 

Zamanı geriye çevirmek mümkün değil. Tarsus’un eski günlerine dönmesini beklemek de gerçekçi değil. Şehirler değişir, alışkanlıklar dönüşür, yeni kuşaklar kendi dünyalarını kurar. Mesele değişime karşı çıkmak değil; değişirken bizi biz yapan değerleri kaybetmemektir.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA